Lilith V
V 23 gündür story atmayan o kadın bile burada!
Birden odanın kapısı açıldı.Lilith yavaşça o tarafa çevirdi kafasını ve küçümseyen bir bakış attı.
Doktor: Merhaba Selma, nasılsın bugün?
Lilith:
Sana kaç kere söyledim bana Selma deyip durma!
Delirdin mi? Benim adım Lilith!
Sürekli hakkımda bir şeyler uyduruyorsunuz!!
— "Selma sakin, Selma alçakgönüllü, Selma yoga yapsın..." Beni ruh hastası bellemeden önce kendi kafanıza baktırın!
Doktor:
Lilith! Nasılsın, biraz sohbet etmeye geldim.
Lilith:
Ne konuşmak istersin?
Doktor:
Sen ne konuşmak istersin?
Lilith:
Soruya soruyla cevap vermek de burada bir adet... Devlet dairesi gibi terapistlik yapıyorsun. Eğlenceli bir şeylerden konuşalım. Sıkılmasınlar.
Doktor:
Kimler sıkılmasın?
Lilith: İşte bunlar! Okuyanlar! Görmüyor musun?
— 23 gündür story atmayan o kadın bile burada! Algoritma mı gönderdi ne yaptıysa...
Doktor:
Görmüyorum, kim var orada...
Lilith: Ademoğulları! Nasıl görmezsin... Gelmişler oturmuşlar, okuyorlar !
Bak şu kel adamı görmüyor musun? Şuradaki kabarık saçlı kadını...
Yahu işte o minik telefon ekranının içine girip yedikleri yemekleri herkese gösterenler var ya... onlar! Baksana hepsi orada! — O parmaklarınızla dünyayı değil, sadece ekranı kaydırıyorsunuz!
Doktor: Ben görmüyorum.
Lilith: Ben görüyorum! Neden biliyor musun çünkü ben gerçekleri görüyorum!
Sen görmek istemiyor musun? Yoksa yine “gerçek nedir?” diye grup terapisine mi bağlayacaksın?
Doktor: Onların gerçek olduğunu mu düşünüyorsun?
Lilith:
Evet, onlar gerçek. Ama yaptıkları gerçek değil.
Hayatları gerçek değil. Ama onlar gerçek!
Lütfen biriniz yorum yazabilir mi? Görsün de anlasın!
Bunlar da tıp okumuşlar, burunlarının ucunu göremiyorlar. — Ama sana antidepresan reçetesi yazmakta üstlerine yok! Bak bak! Görmüyor musun?
Aa hâlâ beş parmağınız mı var? Bak hâlâ beş parmakları var! Doktor sen uzat bakayım elini... İnanılmaz, hâlâ beş parmakları var...
Ama telefonu sadece bir parmakla ittiriyorlar. Ötekiler artık kuruyup düşmüştür diye düşünmüştüm. — İnsan evrimi: 5 parmakla doğ, baş parmakla yaşa, ekranla öl. Hadi konuş doktor...
Doktor: Ne duymak istiyorsun?
Lilith: Beni aşka inandır. Allah Allah... ne duymak isteyeceğim?!
Havalı havalı şu beyaz gömlekle gelmişsin buraya, demek ki söyleyeceğin önemli şeyler var! Bana mı soruyorsun? Yani sen misin uzman, ben mi? Bana soruyorsan eğer, karar verici bensem, iktidar sahibi de benim — o halde ben neden burada kalıyorum sürekli? Söyleyecek bir şeyin yoksa git, çünkü Ademoğullarıyla daha işim bitmedi. — Yani henüz hepsini haşlamadım.
Doktor: Ne yapacaksın Ademoğullarıyla?
Lilith: İçimi dökmek istiyorum.
Hazır çamaşır suyu varken, içimi de boşaltayım dedim.
Doktor: Bana içini dökmek istemez misin?
Lilith: Sen beni laf olsun diye dinliyorsun.Bir de o kadar zeki değilsin. — Kusura bakma ama bu terapi değil, kahve falı gibi dinliyorsun.
Doktor: Onların zeki olduğunu nereden biliyorsun?
Lilith: Bilmiyorum ama bir iki tanesini gözüme kestirdim. Göz teması değil, içgüdüyle seçtim. Onlar diğerlerini ikna edebilir. Ağızdan ağıza pazarlama gibi düşün... Marketing! Başka insanları ikna edip buraya getirebilirler. Böylelikle bilgi yayılabilir.— Zaten her şey viral gidiyor, bir ben mi gitmeyeyim?
Doktor: Seni neden dinlemek istesin diğer insanlar?
Lilith: Memelerim güzel. Erkekler gelirse, kadınlar da mecbur gelir.
Ve kadınların geldiği yere, erkekler yine gelir. — Çünkü dikkatleri testosteron yönlendiriyor, ilahi bir GPS gibi.
Doktor: Güldürdün beni... Memelerin güzel olmasının önemli olduğunu nereden çıkardın?
Lilith: Geçen gün hemşirenin memelerine bakıyordun. Oysa bana bakman gerekiyordu. Ben seninle konuşuyordum, sen hemşirenin memelerine bakıyordun.
— “Dikkat dağınıklığı” diyorsunuz siz buna ama ben “refleks” diyorum.
Yooook öyle bakma bana! Bunu herkes bilir: Erkekler kadınların memelerine, kadınlar da erkeklerin arabasına bakar. Bu böyledir. Ve kimse birbirinin gözünün içine bakmadığı için dünya berbat bir yer. Çünkü göz temasında vicdan var, ama araba camında ve göğüs dekoltesinde sadece egolar ışıldıyor.
Doktor: Bundan nasıl bu kadar eminsin?
Lilith: Hâlâ bunu soruyorsun bana! Adem’i tanıyorum ben. Bu yüzden eminim. Adem’in ciğerini biliyorum. — Hem de karaciğerine kadar. Üstelik yağlı.
Doktor: Biraz ailen hakkında konuşalım mı?
Lilith: Benim ailem yok. Kaç kere söyledim. Cevap almana rağmen inat ediyorsun Ademoğlu! Bulabildin mi ailemi? Ne yani, biri çıkıp da "bizim kız yıllardır cehennemde, almaya geldik" mi diyecek sandın?
Doktor: Senin bir şeyler anlatmanı bekliyorum. Lilith: Bana deli muamelesi yapıyorsun. Doktor: Biz deli demeyiz.
Lilith: Neden kilitledin o zaman beni buraya? Senin göremediklerini gördüğüm için mi? Senin bilmediklerini bildiğim için mi? Senin bilmediklerini başından beri bildiğim için mi? Söylediklerim yediğin biberin acısı kadar ve hatta daha acı olduğu için mi? Gerçeğin acısı mideye dokunuyor değil mi? Üstelik laktozsuz da değil...
Doktor: Bunlar senin fikrin.
Lilith: Evet, benim fikirlerim... Senin de benim hakkımda fikirlerin var. Ve senin görmediğin o insanların da beni dinlerken aklına gelen fikirler var. Kimisi hak verdi, kimisi nefret etti, kimisi kızdı, kimisi güldü. Hangisini referans alacağız? Kel olanları mı? Makyajlı olanları mı? Çantası pahalı olanları mı? Ama sana bir şey söyleyeyim mi? Fikirlerimiz beş para etmez. Çöptür. Hani geri dönüşüm kutusuna bile atmazsın, doğrudan yan çöp... O seviyede.
Doktor: Ne söylemek istiyorsun?
Lilith: Ben deli değilim.
Doktor: Deli olmadığını biliyorum ama neden böyle davrandığını bulmak istiyorum.
Lilith: Hangi davranışım sana garip geliyor?
Doktor: Başkalarını gördüğünü söylüyorsun. Burada ikimizden başka kimse yok. Bunu nasıl yapıyorsun, merak ediyor olamaz mıyım?
Lilith: Benim birilerini görmem normal bana göre. Senin onları göremiyor olman çok tuhaf. Ama yine de seni bir odaya kilitlemezdim. Çünkü ben en azından halüsinasyonlara empati gösteriyorum. Seni hayatta her gördüğün şeyin gördüğün haliyle mi olduğunu sanıyorsun? Sevgilin var mı senin?
Doktor: Benimle ilgili konuşmuyoruz.
Lilith: Doktorsun, kadınlar bayılır doktorlara... Elbet biri sevmiştir seni. onun seni sevdiğini nasıl anlıyorsun? "Seni seviyorum aşkımmmm" mı diyor? Sana kollarını mı doluyor? Sen de onun seni sevdiğin sonucuna varıyorsun. Oysa öyle mi? Seni o sabah aldatmadığından nasıl eminsin? Sana sadece kendi işine geldiği için söylüyor olabilir aşkını? Gözünüzün önündekini göremiyorsunuz siz!
Doktor: İlk ne zaman gördün?
Lilith: Ebemin şeyini mi?
Doktor: Benim göremediklerimi ilk ne zaman gördün?
Lilith: Uyandım hepsi buradaydı.
Doktor: Hayır bunların başladığı ilk anı soruyorum.
Lilith: Doktorcuğum... şimdi birden ortadan kaybolsam, tüm fizik kurallarına aykırı şekilde buradan yok olsam ve senin bunu mantıklı şekilde açıklayacak imkanın olmasa, deli mi olursun?
Doktor: Hayır, başıma beklenmedik bir şey gelmiş olur ama hepimiz biliyoruz ki bu mümkün değil.
Lilith: Bunu hepimiz biliyor muyuz, yoksa bilmediklerimiz üzerinden “gerçek” dediğimiz şeyi mi tanımlıyoruz? Siz ölçemediğiniz şeye “yok” diyorsunuz. Kalbinizi de ölçemediniz, onu da mı çöpe attınız?
Doktor: Gerçek hakkında mı konuşmak istiyorsun?
Lilith: Bu ikimizin burada yaptığı lak lak diyelim ki bir tiyatro oyununun sahnesi olsa ve oyun yazarı “Lilith birden yok olur” yazsa ne olacak?
Doktor: Lilith sahneden yok olur.
Lilith: Ben bu konuşmamı yaptıktan sonra o cümleyi yazacak. Kırmayacak beni. Hatırım kendisinde. Sen de derdine yan. Ben buralarda yokken bu odada kalabilirsin. Ben giderim ama sen burada kalırsın doktor. Gerçekle baş başa. Kötü haber: o da senin gibi yargılarla dolu. İyi haber: en azından ben artık senin yanında değilim.
Tavan lambası birden titrer. Doktor kafasını kaldırıp lambaya bakar. Titreme bir kaç saniye içinde geçer ancak lamba eskisi gibi parlak yanmıyordur.
Lilith: Ben yok oluyorum diye kurtuldun sanma. Benim ismimi sildiniz, hikâyemi yaktınız, rahmimi lanetlediniz. Ama hâlâ buradayım. Bir kadın sustuğunda ben konuşurum. Bir kadın dayandığında ben gülerim. Bir kadın öldüğünde ben dirilirim.
Birden ışıklar söner. Oda karanlık olur. Lilith'in sesi duyulur.
Lilith : Gerçek yok olmaz.
Sadece siz onu görmezden gelirsiniz. Körler!
Sözleri bittiğinde çok güçlü bir kahkaha atar. Odanın lambası tekrar yandığında Doktor odada tek başınadır. Telaşla odaya bakınır ve yerinden fırlar.