Limbik Sistem Influencer Oldu

Limbik Sistem Influencer Oldu

Limbik sistem; ventral tegmental alan (VTA) → nükleus akkumbens (NAc) dopamin devreleri, amigdala, hipokampus, insula, singulat korteks (özellikle ACC) ve orbitofrontal/ventromedial prefrontal korteks (OFC/vmPFC) ile çalışan bir ağdır. Sosyal medya, bu ağın üç temel işlevini —ödül öğrenmesi, duygu düzenleme ve sosyal kıyas— hedef alır. Her şeyin ne kadar da bilimsel olduğunu anlatmak için böyle giriş yaptım. “Influencer oldu” derken kastım şu: Bu ağ, artık kendi evrimsel hedefleri için değil, platformların etkileşim hedefleri için çalışır. Yani dopamin devresi, mağara önündeki ateşi değil; bildirim sesinin “ting”ini ödül olarak kodlar: "Ah kim beğendi acaba?" Bildirimi açık olanlara geçmiş olsun.

Ödül öğrenme sisteminin kalbinde tahmin hatası (reward prediction error, RPE) sinyalleri vardır: Beklediğinden iyi bir sonuç aldığında dopamin patlar, beklediğinden kötü olursa düşer. Değişken oranlı pekiştirme (slot makinesi mantığı) RPE’yi en yüksek tutan düzendir. Timeline’lar, “like” akışları, sürpriz DM’ler: Hepsi VTA-NAc hattında mikro RPE fırtınaları. Dopamin yükselir, NAc “bunu yine yap” der, dorsal striatum alışkanlığa çevirir. Sonuç: Parmak “refleks scroll”a bağlanır; prefrontal korteks ise “bi’ dakika” demeye kalmadan “bi’ dakika daha”ya teslim olur. Burada bir şarkı dinleyelim. Çünkü bi' daha yapacaksın.

Amigdala, çevresel tehdidi ve toplumsal statü sinyallerini tarar. Evrimsel olarak “Grupta nerede duruyorum?” sorusu hayatta kalma meselesiydi; şimdi aynı soru, “kaç bin like?” ölçeğine çevrildi. “Benden daha güzeli/başarılısı/ışıltılısı var mı?” algısı amigdalayı tonik stres düzeyine iter; hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksı kortizol salar. Bu sırada insula bedensel huzursuzluğu işaretler; ACC “hata/uyuşmazlık” sinyali verir; vmPFC “rahat ol” diyemezse duygu düzenleme (emotion regulation) düşer. Böylece “günde 200 kez kendini başkasıyla kıyaslama” ritüeli, limbik sistemde kronik mikro-yangın çıkarır. Su dökenin de olmaz. Burada da bir şarkı dinleyelim. Yanıyorsun güzel kardeşim, dopaminle çatır çatır yakıyorlar seni.

Hipokampus, akıştaki içerikleri “önem” etiketleriyle kaydeder. Fakat sürekli duygusal aşırı-uyarı (yüksek arousal) ve bilgi bombardımanı altında, önceliklendirme gürültülenir: Pahalı bir ayrılıkla kedi videosu yan yana kaydolur. Duygusal hafıza böyle bulanıklaşınca, gerçek ilişkilerde “derinlik” duygusu erir; oksitosin temelli bağlanma davranışları (göz teması, dokunma, ortak ritüeller) yerini “görülme ve onaylanma açlığı”na bırakır. Doymayan bir açlıktır bu. Gerçek insan davranışlarıyla elbette doyuramaz. Sürekli sana like edemeyeceği için... Bilmem tanıdık geldi mi bu tatminsizlik... Öyle kolay aşık olamazsın.

Sosyal biliş tarafında, mPFC ve temporo-parietal kavşak (TPJ) başkalarının niyetlerini modellememizi sağlar. Filtrelenmiş yüzler, yapay sesler ve kurgu hayatlar bu devreyi yanlış kalibre eder: Beyin, gerçek dünyada mikro-ifade ve beden dili üzerinden öğrendiği empatik kestirimleri, düz cam yüzeyde abartılı/yanlış şablonlarla “override” eder. Sonuç: Duygusal zekâ, “story izleme hızı” ile karıştırılır; empati “scroll hızı”na yenilir. Sonra bir bakmışsın, çıkamadığın bir bataklıktasın...

Ve prefrontal korteks… Limbik coşkuyu denetlemesi gereken üst yönetici. Havalı bir tip olması gerekir. Sürekli kesintili dikkat ve yüksek değişken ödül ortamında dorsolateral PFC’nin bilişsel kontrolü zayıflar. OFC, “değer” hesaplarını kısa vadeli metriklere (beğeni, yorum, izlenme) yığar. “Ne değerli?” sorusu, “ne trend?” ile karışır. Böylece ahlaki ve estetik kararlar bile “algoritmik seyreltilmiş şeker”e gömülür. Bir bakarsın köylü teyze tarlayı bırakmış TikTok ekranında dans ediyor. "Olur mu öyle şey?" diyorsun ama milyonlar izliyor.

Şimdi, bu mekanizmaları eğlencelikli ete kemiğe büründürelim:

  1. Dopamin ekonomisi:
    Bilim:
    NAc, değişken oranlı pekiştirmede en çok ateşlenir; RPE maksimumda tutulur.
    Timeline dediğin, ruhun slot makinesi; kolu çekiyorsun, bazen “like” geliyor, bazen gelmiyor. Kaybedince “bir kere daha” diyorsun; kazanınca “iki kere daha.” Kumarhaneler bile “keşke bu algoritmayı biz yazsaydık” diye not alıyor. "Keşfete düşer miyiz abi?" diye bir oyun olsa kumarhaneye koyarlar...
  2. Statü kıyası ve amigdala:
    Bilim:
    Sosyal karşılaştırma, amigdala uyarımı ve kortizol artışıyla ilişkilidir; kronik stres duygu düzenlemeyi bozar.
    Selfie çekip “kendimi sevdirmeye çalıştığım platforma” yüklüyorsun; 5 dakika sonra “neden hâlâ kimse beni sevmiyor?” diye bakıyorsun. Amigdala, içinden “sevilme kotan dolmadı canım” diye tıs tıs gülüyor.
  3. Oksitosin açığı:
    Bilim:
    Dokunma/göz teması oksitosini artırır; metin-temelli etkileşim oksitosin salınımında çok zayıftır.
    “Seni seviyorum” yazmakla “seni seviyorum” demek arasındaki fark, Starbucks fotoğrafına bakmakla kahve içmek arasındaki fark kadar—ikincisi sıcak geliyor, birincisi sadece filtre. Yani bütçe açığı bile bundan iyi...
  4. Hipokampal bulanıklık:
    Bilim:
    Aşırı uyarı ve hızlı içerik geçişleri, olayların duygusal önem etiketlerini gürültüler; anıların bağlamsal bütünlüğü bozulur.
    Dün niye ağladığını hatırlayamayıp, iki yıl önceki story’yi saniyesinde bulabilen bir tür olduk. Hafıza değil, “arşiv yönetimi” olduk; duygu değil, “thumbnail.”
  5. Empati erozyonu:
    Bilim:
    Gerçek mikro-ifadeleri işlemeden yetişen devreler, karşıdakinin niyetini sistematik hatalarla çıkarır (mentalization hataları).
    Karşındaki üzüntüden titriyor, sen “üzgün filtresi” arıyorsun; empati updatelerini bildirimlere kapatmışsın.
  6. Prefrontal yorgunluk ve değer çökmesi:
    Bilim:
    Sürekli kesintili dikkat, PFC’nin yürütücü işlevlerini (inhibisyon, planlama, gecikmiş ödül toleransı) zayıflatır.
    “Derin iş” yapacağım diye oturup 48 pencere açmak, meditasyon yapacağım diye “meditasyon ipuçları” videolarında kaybolmak... Sonra da “zamansızlıktan şikâyet” bölümüne hoş geldiniz.

Peki ne yapacağız?

  • Bildirim mimarisi: Değişken oranlı pekiştirmeyi sabit oranlıya çevirin. Bildirimleri zaman bloklarına yığma (ör. günde 2 kez, belirli saatler), anlık kazı kazanı söndürür.
  • Tek-ekran kuralı: Eşzamanlı uyaran sayısını düşürmek, PFC’yi onarır; ACC “hata/huzursuzluk” sinyalini azaltır.
  • Duygusal dozaj: Günde bir “yüksek arousal” içerikle sınırlama (öfke/şok) amigdalayı bazale çeker; HPA ekseni sakinleşir.
  • Oksitosin protokolü: Günlük çıplak göz teması ve fiziksel dokunma (yakın çevreyle) planlı olsun. Limbik dengeyi en hızlı düzelten, ucuz ve yan etkisiz yöntem budur.
  • Sosyal kıyas diyetleri: “Takip” listesinde bilinçli daralma; değerlerinizle hizalı 10 hesap dışında kalanı sessize almak, amigdalanın statü taramasını küçültür.
  • Derin iş blokları: 45–90 dakikalık dikkat blokları; sonsuz kaydırma yasağıyla birlikte NAc’ı “uzun vadeli ödül”e yeniden koşullar.
  • Somatik farkındalık: İnsula’nın “iç sinyaller”ine (nefes, kalp atımı, kas tonusu) kısa check-in’ler; duygusal taşmaları erken fark ettirir.

“Limbik sistem influencer oldu” demek, komik bir metafor değil; DE/VR (dijital etkileşim/veri-rötuş) rejiminin sinaptik düzeyde kurduğu hegemonya. Algoritma, dopamini vekâleten yönetiyor; biz de sinir sistemimizin “editörlük” yetkisini geri almaya çalışıyoruz. Evet, timeline tatlı; ama beyin şeker komasına girmeden de yaşanır. Özetle, Dopamininize sahip çıkın, yoksa keşfet sayfası sahip çıkar.

  • Berridge, K. C., & Robinson, T. E. (2016). Liking, wanting, and the incentive-sensitization theory of addiction. American Psychologist, 71(8), 670–679.
  • Montague, P. R., Dolan, R. J., Friston, K. J., & Dayan, P. (2012). Computational psychiatry. Trends in Cognitive Sciences, 16(1), 72–80.
  • Sapolsky, R. M. (2015). Behave: The Biology of Humans at Our Best and Worst. Penguin.
  • Sherman, L. E., Greenfield, P. M., Hernandez, L. M., & Dapretto, M. (2016). Peer influence via Instagram “likes” on adolescents’ neural and behavioral responses. Psychological Science, 27(7), 1027–1035.
  • Turel, O., He, Q., Xue, G., Xiao, L., & Bechara, A. (2014). Examination of neural systems sub-serving Facebook “addiction”. Psychological Reports, 115(3), 675–695.
  • Hunt, M. G., Marx, R., Lipson, C., & Young, J. (2018). No more FOMO: Limiting social media decreases loneliness and depression. Journal of Social and Clinical Psychology, 37(10), 751–768.

Read more

Noel Sofrası: Kış Depresyonuna Karbonhidratla Direnme

Noel Sofrası: Kış Depresyonuna Karbonhidratla Direnme

Kışın ortasında insanlar neden bu kadar çok yemek yapar? Çünkü tarih boyunca soğuk mevsim, “ölümle pazarlık sezonu” gibiydi: stok yapmak, ısınmak, dayanmak, kendini moral olarak kandırmak gerekiyordu. Modern dünyada elektrik ve kalorifer var ama insanlığın “kış depresyonuna karbonhidratla direnme” yazılımı hâlâ güncellenmedi. Bu yüzden Christmas yemek kültürü sadece estetik ya

By Daphne Emiroğlu