Tüket, Göster, Yeniden Tüket: Aylak Sınıfın Sonsuz Döngüsü

Tüket, Göster, Yeniden Tüket: Aylak Sınıfın Sonsuz Döngüsü

Thorstein Veblen’in 1899’da yayımladığı The Theory of the Leisure Class, modern toplumun statü takıntısını açıklamak için yazılmıştı ama tuhaf bir ironiyle, kitap en çok 21. yüzyılın elinde parlar. Sanki Veblen, Instagram filtrelerini, lüks tüketim furyalarını, influencer ekonomisini ve gösterişin algoritmik yayılımını önceden sezmiş gibidir. Onun derdi aristokrasiyi eleştirmekti; fakat tarif ettiği “aylak sınıf”, bugün jet sosyetenin, beyaz yakalıların, sosyal medya elitlerinin ve tüketim kültürünün ortak hayaletine dönüştü. Modern toplumda sınıf, maaş bordrolarından çok estetik tercihlerle, zamansal özgürlükle ve “görünürlükle” belirleniyor; Veblen’in kavramları bu çarpıklıktan doğan gerilimi kristal netliğinde yakalar.

Kitapta çarpıcı bir iddia vardır: Üst sınıf, varlığını çalışarak değil, tam tersine çalışmayarak ispatlar. Aylaklık, bir tür statü göstergesidir; çünkü çalışmak, Veblen’e göre, alt sınıfların zorunlu uğraşı olarak kodlanmıştır. Bir insanın iş gücüne ihtiyaç duymadan yaşayabilmesi, onu hemen toplumsal hiyerarşinin tepesine yapıştıran sembolik bir güçtür. Aylaklığın kendisi başlı başına bir vitrin olarak işlev görür. Aristokratın sabah avına çıkması, akşam bir salonda kalabalığa karışması, yolculuklara çıkması veya sanatsal meşgaleler edinmesi onun toplumsal mesajıdır: “Benim zamanım bana aittir.” Bugün tatil story’lerinin, kahve zinciri fotoğraflarının, gündüz gezi vloglarının taşıdığı alt metin aynı cümleyi tekrarlar. Dijital çağın aylaklığı, soylularınkinden daha ucuz ama daha gürültülüdür.

Veblen’in “gösterişçi tüketim” dediği şey, modern ekonominin görünmez motorudur. Tüketim yalnızca ihtiyaç için yapılmaz; başkalarının görmesi için yapılır. Bir malın işlevi değil, fiyatı önem kazanır; pahalı olan, statü kazandırdığı için tercih edilir. Gösterişçi tüketimin en karanlık etkisi, sınıflar arası taklit zincirini tetiklemesidir. Alt sınıflar, üst sınıfların estetik ve davranış kodlarını kopyalamaya çalışır. Lüks estetiği kitleselleştikçe, üst sınıf ondan uzaklaşır ve yeni bir sembolik alan kurar. Moda döngüsünün bu kadar hızlı dönmesinin temel nedeni, statü farkını görünür kılmak için sürekli yeni semboller üretme zorunluluğudur. Bugün “trend” dediğimiz şey aslında Veblen’in yüz yıl önce tarif ettiği sınıfsal kaçış manevralarının taze versiyonudur.

Gösterişçi tüketimin hemen yanında “gösterişçi aylaklık” yer alır. Bu kavram, zaman israfını bile bir gösteriye dönüştüren zihniyeti açıklar. Boş durmak, işe yarar hiçbir üretimde bulunmamak ama bunu göz önünde yapmak… Aristokratın sabah avı neyse, modern insanın brunch kültürü, tatil fotoğrafları, “hiçbir şey yapmıyorum ama buradayım” estetizmi odur. Bu aylaklık türü, özellikle sosyal medyada olağanüstü bir hızla performansa dönüşür. Zamanı boşa harcamak, çalışmak zorunda olmayan bir hayat illüzyonu yaratır; bu da statünün görünür kanıtı hâline gelir. İnsanların “yoğun” olduklarını söylerken bile story paylaşacak kadar boş olmaları, Veblen’in teorisinin komik ama acı doğrulamasıdır.

Meşhur Asansörcüler

Veblen’in asıl sert eleştirisi, aylak sınıfın toplumun ekonomik evrimini yavaşlatmasıdır. Üretici emek—bilim, mühendislik, zanaat, teknik bilgi—toplumu ilerletir. Aylak sınıf ise kaynakları sembolik oyunlara, prestij yarışlarına ve estetik tüketim ritüellerine harcar. Ekonomik sistem, verimli alanlardan ziyade gösterişçi alanlara kayar. Bugün markaların reklam bütçelerinin devasa büyüklüğü, görünürlük için yapılan harcamaların üretimden daha değerli hâle gelmesi, Veblen’in öngörüsünü neredeyse birebir doğrular. Tüketim ekonomisinin “görünür olma zorunluluğu”, toplumun enerjisini sessizce tüketen bir kara delik gibidir.

Alt sınıfların üst sınıfları taklit etme eğilimi, Veblen’in teorisinde trajik bir döngü yaratır. Çünkü taklit yaklaşımı hiçbir zaman gerçekten aynı statüyü sağlamaz; yalnızca sembolik bir benzerlik üretir. Lüks markanın imitasyonu, krediyle alınmış araç, düğün salonundaki gösterişli poz, sosyal medyadaki seçilmiş hayat kareleri… Hepsi üst sınıfın sembolik evrenine girmek için yapılan çabalardır. Ancak bu çabaların çoğu ekonomik gerçeklikle uyumsuzdur ve bireyleri borçluluk, kaygı, tatminsizlik ve sürekli kıyaslanma döngüsüne sokar. Toplum böylece görünüşlerin yönettiği bir psikolojik ekonomiye dönüşür.

Aylak Sınıf Teorisi bugün hâlâ bu kadar canlıysa sebebi, Veblen’in insanın en kırılgan noktasını yakalamasıdır: statüye duyduğu derin arzu. İnsan kendini konumlandırmadan yaşayamaz; başkalarının gözündeki yerini kaybetmek, modern bireyin en büyük korkusudur. Bu yüzden tüketim, yalnızca bir ekonomik faaliyet olmaktan çıkar; kimlik inşasının temel araçlarından biri olur. Aylaklık ve gösteriş, bir sınıf davranışından öte, bir psikolojik güdüye dönüşür. İnsanın kendisini tanımlamak için kullandığı dil artık üretim değil tüketimdir. Ne iş yaptığı değil, nerede oturduğu, ne giydiği, nasıl gezdiği, hangi estetik kodları kullandığı belirleyici olur. Statü, maddi bir şey olmaktan çıkar; tamamen gösterinin içeriğine bağlı bir büyüye dönüşür.

Yiyoruz, içiyoruz, şuradayız, buradayızcılar

Veblen’in metni, kapitalizmin en kırılgan damarını açığa çıkarır: İnsan, kendi ekonomik koşullarını aşan bir yaşamı taklit etmeye heveslidir. Bu heves, piyasanın sürekli genişlemesini sağlar ama bireyin psikolojik yükünü de ağırlaştırır. Modern dünyada insanlar tüketim yoluyla kendilerini var etmeye çalışırken, aynı zamanda kendi yetersizlikleriyle yüzleşirler. Aylak sınıfın davranışları kitleselleştikçe, “üst sınıf estetiği” sıradanlaşır ve toplumun tamamı bir gösteri alanına dönüşür. Burada asıl soru şudur: Gösterinin bu kadar büyüdüğü bir çağda, gerçek benlik nerede durur?

Aylak Sınıf Teorisi, bu soruya dolaylı bir yanıt verir: Gerçek benliği ayakta tutan şey üretimdir, yani emektir. Fakat modern toplum, emeği görünmez kılarak gösterişi merkeze alır. İnsanların kim olduklarını değil, neye sahip olduklarını tartıştıkları bir evren yaratır. Veblen’in ironisi burada saklıdır: Aylak sınıf, güçlü görünür ama aslında toplumun ilerlemesini engelleyen en kırılgan yapıdır. Gösterişin enerjiyi tükettiği bir yerde gerçek yaratım barınamaz.

Bugün sosyal medyanın yükselişiyle birlikte Veblen’in aylak sınıfı yalnızca toplumsal bir kategori olmaktan çıktı; kültürel bir norm hâline geldi. Herkes biraz aylak sınıfa, biraz gösterişçi tüketime, biraz taklit döngüsüne bulaşıyor. Kimse kendini bundan tam olarak kurtarabilmiş değil. Veblen’in metni, hem tüketimin estetikleşmesini hem estetiğin metalaşmasını çivi gibi duvara çakar. Statü, paranın değil bakışın gücü hâline geldikçe, hepimiz o teorinin içine doğru sürükleniyoruz.

Kaynak

Veblen, T. (1899). The Theory of the Leisure Class: An Economic Study of Institutions. Macmillan.
(Modern baskı için: Veblen, T. (2009). The Theory of the Leisure Class. Oxford University Press.)

Brown, C. (1998). Thorstein Veblen: Victorian Firebrand. Palgrave Macmillan.
(Veblen’in kavramlarının tarihsel bağlamını inceleyen kapsamlı bir biyografi.)

Diggins, J. P. (1999). Thorstein Veblen: Theorist of the Leisure Class. Princeton University Press.
(Veblen’in sosyolojik ve ekonomik düşüncesinin modern okuması.)

Baran, P. A., & Sweezy, P. M. (1966). Monopoly Capital: An Essay on the American Economic and Social Order. Monthly Review Press.
(Gösterişçi tüketimin kapitalist genişleme içindeki rolünü tartışır.)

Bourdieu, P. (1984). Distinction: A Social Critique of the Judgement of Taste (R. Nice, Trans.). Harvard University Press.
(Veblen’in “gösterişçi tüketim” kavramıyla örtüşen kültürel sermaye ve habitus analizi.)

Featherstone, M. (1991). Consumer Culture and Postmodernism. Sage.
(Tüketim toplumunun estetikleşmesi ve gösteri kültürü.)

Ritzer, G. (2011). The McDonaldization of Society. Sage.
(Gösteri, tüketim ve rasyonelleşme ekseninde modern kapitalizmin yapısal eleştirisi.)

Sassatelli, R. (2007). Consumer Culture: History, Theory and Politics. Sage.
(Tüketim kültürünün tarihsel dönüşümü ve gösterişçi pratiklerin modern versiyonları.)

Baudrillard, J. (1998). The Consumer Society: Myths and Structures. Sage.
(Tüketimin sembolik anlam üreticisi olarak rolü — Veblen sonrası okuma.)

Zukin, S. (2004). Point of Purchase: How Shopping Changed American Culture. Routledge.
(Tüketim mekânlarının statü, sınıf ve gösteriş üretimine etkisi.)

Twitchell, J. B. (2002). Living It Up: Our Love Affair with Luxury. Columbia University Press.
(Güncel lüks tüketimin Veblenci mantığını inceleyen modern kaynak.)

Read more

Kayıp Üzerinden Kurulan Düzen: Kumar Neden Hiç Bitmez?

Kayıp Üzerinden Kurulan Düzen: Kumar Neden Hiç Bitmez?

Kumar bağımlılığı çoğu zaman yanlış bir yerden ele alınıyor. Toplum bu meseleyi genellikle ahlak, irade ya da karakter üzerinden okumayı sever. “Tutamadı kendini”, “zayıf iradeli”, “paraya dayanamadı” gibi açıklamalar hem rahatlatıcıdır hem de yanıltıcı. Rahatlatıcıdır, çünkü sorunu bireyin içine hapseder; yanıltıcıdır, çünkü gerçeği ıskalar. Kumar bağımlılığı esasen bir karakter meselesi

By Daphne Emiroğlu