Dijital Sürü Yanlışı Alkışlar

Dijital Sürü Yanlışı Alkışlar

Bir penguen yanlış yöne gider, binlerce insan peşinden yürür.

Sosyal medya trendleriyle insanın midesini bulandırıyor çoğu zaman. Koca bir kalabalığın bir penguenin peşine takılması da öyle. Sosyal medyanın en iyi yaptığı şey gerçekliği anlatmak değil, onu evcilleştirmektir. Sert olanı yumuşatır, rahatsız edeni sevimlileştirir, trajediyi motive edici bir cümleyle zararsız hâle getirir. Son günlerde paylaşılan “dağlara doğru yürüyen penguen” görselleri bu mekanizmanın neredeyse derslik örneği. Görüntü güçlü, referans havalı, altına yazılan cümleler tanıdık: “Herkesin gittiği yol senin yolun olmak zorunda değil.” Sorun şu: Bu hikâye tam olarak bunu anlatmıyor. Hatta bunun tam tersini anlatıyor. Üstelik kimse penguen hakkında gerçekten bir şey bilmiyor.

Bu penguenin hikâyesi kişisel gelişim edebiyatı değil. Bu hikâye, doğanın kayıtsızlığı, yön kaybı ve anlamın yokluğu üzerine rahatsız edici bir anlatı. Ve bu anlatının sahibi, dünyanın en az romantize edilebilecek sinemacılarından biri olan Werner Herzog.

Herzog 1942 doğumlu Alman sinemacı, belgeselci ve yazardır. Yeni Alman Sineması’nın en aykırı figürlerinden biri olarak kabul edilir. Sineması umut, ilerleme ya da insanın yüceliğiyle değil; takıntı, delilik, çöküş ve doğanın umursamazlığıyla ilgilenir. Herzog filmlerinde kahraman yaratmaz, direnişi kutsamaz, yanlış kararların romantik sonuçları olabileceği fikrini sistemli biçimde reddeder. Onun dünyasında doğa, insanın iç dünyasına cevap vermez. Teselli sunmaz. Anlam üretmez. Bu yüzden de bu tip anlatılar insanın işine pek gelmez. “Romantizm olmadan asla” sloganıyla yaşayan zihinlerde kaşıntı yapar.

Söz konusu penguen anlatısı, Herzog’un 2007 yapımı Encounters at the End of the World belgeselinde geçer. Antarktika’da çalışan bilim insanlarıyla konuşurken, koloniden kopmuş ve denize ya da beslenme alanına değil, dağlara doğru yürüyen tek bir penguenden bahseder. Bilim insanlarının yorumu nettir: Bu penguen büyük ihtimalle ölecektir. Çünkü penguenler dağlarda yaşayamaz. Herzog bu sahneyi anlatırken dramatik müzikle, umutlu bir ses tonuyla ya da ilham verici bir dille konuşmaz. Aksine soğuktur. Rahatsız edicidir. Bu bir “özgür ruh” hikâyesi değil, yönünü kaybetmiş bir canlının hikâyesidir. Herzog’un ilgisini çeken şey de tam olarak budur. İçgüdü bile bozulabilir. Kolektiften kopuş her zaman bilinçli bir başkaldırı değildir. Bazen yalnızca zihinsel bir kırılmadır.

Sosyal medya bu hikâyeyi aldı ve parça parça dönüştürdü. Önce ölümü sildi. Penguenin muhtemel sonu tamamen yok edildi, çünkü ölüm paylaşılmaz; ölüm rahatlatmaz, etkileşim düşürür. Sonra yön kaybı “özgünlük”e çevrildi. Yanlış rota, “kendi yolunu çizmek” olarak yeniden paketlendi. Ardından kolektif bağlam bireysel fanteziye indirildi. Ortaya şu çıktı: Ölüme yürüyen bir hayvan, sisteme başkaldıran cesur birey metaforuna dönüştü. Bu bir yorum değil, açık bir çarpıtma.

Bu dönüşüm masum değil. Sosyal medyanın ilham endüstrisi, gerçeği olduğu gibi taşıyamadığı için ona makyaj yapar. Çünkü sistem şu cümleyi sevmez: “Bazen insanlar ve hayvanlar yanlış kararlar alır ve bedelini öder.” Bunun yerine şunu tercih eder: “Kaybolmak da bir yoldur.” Bu cümle rahatlatıcıdır ama aynı zamanda duygusal bir gaslighting biçimidir. Yapısal sorunları, zihinsel kırılmaları, sistemden düşüşleri romantize eder. Sorumluluğu bireyin “cesaretine” yıkar. Herzog’un pengueni ise tam tersine bir uyarıdır. Sistemden kopuş her zaman özgürlük değildir. Bazıları için yalnızca düşüştür. “Gideyim dağ başına, insansız yaşayayım” diyenler bu kısmı iki kere okumalıdır.

Üstelik penguen imgelerinin bugün taşıdığı politik alt metin de bu tür paylaşımlarla buharlaştırılıyor. Penguen, sansür ve baskı dönemlerinde ironik bir kolektif dil hâline gelmişken; bu romantik paylaşımlar onu bireysel motivasyon nesnesine indiriyor. Direniş dili kişisel gelişim köpüğüne dönüşüyor. Kimse sistemi sorgulamıyor, herkes kendi “rotasına” bakıyor. Bu da tam olarak algoritmanın sevdiği şey.

Herzog’un dünyasında “kendi yolunu çizmek” diye bir kavram yoktur. Onun filmlerinde bu yolu çizenler genellikle delirir, çöker ya da doğa tarafından silinir. Çünkü Herzog için doğa romantik değildir; kayıtsızdır. İnsan özel değildir. Hayatta kalmak bile bir hak değil, geçici bir durumdur. Bu yüzden Herzog’un penguenini alıp altına ilham cümleleri yazmak, yalnızca yanlış değil; anlatının ruhunu tamamen tersine çeviren bir basitleştirmedir.

Gerçek rahatsız edicidir. Sosyal medya rahatsızlığa tahammül edemez. Bu yüzden anlam yokluğu kişisel keşfe, yön kaybı cesarete, ölüm estetik yalnızlığa çevrilir. Ama şunu unutmamak gerekir: Herzog’un pengueni bir metafor değildir. O, yanlış yöne giden bir canlıdır. Ve bazen yanlış yöne gitmek, kendini bulmak değil; kendini kaybetmektir.

Son bir not. Penguenlerin sürüden ayrılması çoğu zaman biyolojik ve nörolojik nedenlerle olur. Yön bulma sisteminin çökmesi, yaşlılık, hastalık, stres, hormonal bozulmalar… Bu bir kahramanca yalnızlık hikâyesi değil, bozulmuş bir mekanizmadır. Böyle durumlarda bireyin ayrılması, evrimsel olarak sürünün hayrına sonuçlanır. Ama bu bir cesaret masalı değildir. Suç işleyenin cezaevinde toplumdan ayrı tutulmasına benzer. Serttir, soğuktur, işe yarar. Doğa böyle çalışır.

O yüzden rica ediyorum: pengueni rahat bırak.
O senin ilham panon değil.

Penguenlerin Yaşamı, Sürü Davranışı ve Ayrılma Nedenleri

Ainley, D. G. (2002). The Adélie Penguin: Bellwether of Climate Change. Columbia University Press.

Bonadonna, F., & Nevitt, G. A. (2004). Partner-specific odor recognition in an Antarctic seabird. Science, 306(5697), 835.

Dallmann, W. K. (2015). Orientation and navigation in penguins. In P. G. Ryan (Ed.), Biology of Penguins (pp. 227–243). Springer.

Ropert-Coudert, Y., Kato, A., Wilson, R. P., & Cannell, B. (2006). Foraging strategies and navigation in penguins. Marine Ecology Progress Series, 309, 257–268.

Sapolsky, R. M. (2004). Why Zebras Don’t Get Ulcers (3rd ed.). Henry Holt and Company. (Not: Stres, kortizol ve davranış bozulmaları bağlamı için.)


Werner Herzog, Sineması ve İlgili Anlatı

Herzog, W. (2007). Encounters at the End of the World [Film]. Discovery Films.

Herzog, W. (2010). On the Absolute, the Sublime, and Ecstatic Truth. Arion Press.

Cronin, P. (Ed.). (2002). Herzog on Herzog. Faber & Faber.

Prager, B. (2007). The Cinema of Werner Herzog: Aesthetic Ecstasy and Truth. Wallflower Press.

Read more