İstemsiz Bekârlık, İstemeden Bekarlık ya da Lanet Olası Yalnızlık

İstemsiz Bekârlık, İstemeden Bekarlık ya da Lanet Olası Yalnızlık

İncel olgusunu doğuran ilk kıvılcımın hikâyesi sandığından daha yumuşak, daha insani, hatta biraz da hüzünlü. Bugün toksisite çukuruna dönüşen şey, başlangıçta bir kadının yalnızlık yaşayan insanlara destek sunma çabasıydı. Bu ironik tersyüz oluşu anlamadan günümüzdeki karanlık tarafı açıklamak mümkün değil. Cehenneme döşenen iyi niyet taşlarından zıplaya zıplaya ilerleyelim...

1997’de Kanada’da yaşayan Alana adlı genç bir kadın, kendi romantik başarısızlıklarını paylaşmak için küçük bir web sitesi açtı: involuntary celibacy—“istemeden bekârlık.” Alana’nın hikâyesi basitti: İnsanlarla bağ kurmakta zorlanıyor; randevular hep yarım kalıyor; kendini sosyal anlatının dışında hissediyordu. Bunu yaşayan tek kişi olmadığını sezmişti. Siteyi, aynı duyguları yaşayan herkesin derdini anlatabileceği bir dayanışma alanı olarak kurdu. Sitede kadınlar da vardı, erkekler de, LGBT bireyler de. Ortak nokta yalnızlıktı. Kimse birbirini suçlamıyor, kimse cinsiyetler arası savaş çıkarmıyordu. İncel’in tohumunda öfke yoktu; kırılganlık vardı. Biraz hüzün ve sorunu anlama isteği de elbette.

2000’lerin başında internet bugün bildiğimiz gibi küresel bir metropole dönüşürken, Alana’nın kapsayıcı fikri başka forumlarda mutasyona uğradı. Anonimliğin verdiği pervasızlık, dijital erkeklik krizinin kabarmaya başlaması ve flört kültürünün hızla değişmesi, involuntary celibacy fikrini bambaşka bir yöne fırlattı. “İstemeden bekâr” olmak artık empatiyle değil, öfkeyle konuşuluyordu. Özellikle erkek egemen alt-forumlarda yalnızlık, zamanla “kadınlar böyle”, “hayat adil değil”, “genetik piyango” gibi söylemlerle sertleşti. Alana’nın yumuşak topluluğu, başka insanların elinde agresif, karanlık bir alt-kültüre dönüştü.

2010’lara gelindiğinde incel, sadece bir tanım değil, ideolojik bir kimlik hâline geldi. “Chad”, “Stacy”, “blackpill”, “looksmaxxing” gibi kavramlar (tanımlarını yazının sonunda bulacaksınız) bir sözlük oluşturdu. Ekonomik güvencesizlik, toplumsal yalnızlık, erkeklik beklentilerinin çöküşü ve flört uygulamalarının rekabetçi doğası birleşince, incel kültürü bir öfke ekosistemine dönüştü. 2014 Isla Vista saldırısından sonra dünya geri dönüp bu alt-kültürü ciddiyetle incelemek zorunda kaldı. Artık mesele bir internet şakası değildi; sosyolojik bir göstergeydi.


Türkiye’ye geldiğimizde manzara Batı’dan hem çok farklı hem de şaşırtıcı derecede benzer. Burada incel terimi daha geç popülerleşti, ama duygusu çok daha eskiydi. Bu topraklarda erkeklik, hep ekonomik güç, sosyal başarı ve özgüvenle tanımlandı. Duygusal yeterlilik beklenmedi, hatta alay edildi. Flört kültürü ise uzun yıllar boyunca bu baskıların gölgesinde şekillendi.

Ekonomik kriz derinleştikçe genç erkeklerin “değerlilik” hissi de aşındı. İncel kültürü zaten toplumun ataerkil geleneklerinde kısmen tohumlanmıştı. Flörtün giderek pahalılaşması, sosyal medyada mükemmel hayatların parlatılması ve kadınların ekonomik bağımsızlığının artması, bazı erkeklerde kimlik krizi yarattı. Bu kriz incel söylemini Türkiye’deki sosyal medyada hızla görünür kıldı: “Kızlar artık sadece paraya bakıyor”, “Yakışıklı değilsen ilişki yok”, “Kadınlar hep üst katmandaki %10’u seçiyor.” Bu söylemler Batı’daki blackpill’in Türkçe versiyonu gibiydi ama burada ek bir katman daha vardı: sınıf farkı.

Türkiye’de incel kültürü sınıfsal hiyerarşiler olmadan açıklanamaz. Bir yanda büyük şehirlerde özgürce yaşayan, ekonomik olarak rahat, ilişkilerde daha deneyimli gençler; diğer yanda küçük şehirlerde aile baskısı, işsizlik, düşük gelir ve kısıtlı sosyal çevre içinde sıkışmış gençler ya da aynı şartlarla büyük şehirlere göç etmiş olanları. Türkiye’de kadınların flört tercihleri ile erkeklerin sosyal ve ekonomik koşulları arasındaki mesafe, Batı’daki örneklerden çok daha keskin. Bu keskinlik, “reddedilmişlik duygusu”nu yalnızlıktan alıp eziklik, öfke ve kadercilik gibi daha güçlü duygulara çeviriyor.

Bu sınıfsal fark sadece ekonomik değil; kültürel bir uçurum da yaratıyor. Kadınların da sosyal medyadaki hız ile bakış açılarını değiştirmiş olmaları (ki bu da çok derin bir konu) erkeklerin ise küçük şehir değerleri, aile baskısı ve ekonomik sıkışmışlıkla yetişmesi, ilişki kurma denklemini iyice dengesiz hâle getiriyor. Bazı genç erkekler, romantik hayatta başarısızlıklarını “kişisel gelişim eksikliği” olarak değil, “kadınların değişmesi” olarak yorumluyor. Bu da Türkiye’deki incel söyleminin neden Batı’daki kadar örgütlü olmasa da çok daha yoğun duygusal bir tonda aktığını açıklıyor.

Aynı zamanda flört kültürünün dijitalleşmesi Türkiye’de daha sert bir etki yarattı. Tinder gibi uygulamalar Batı’da özgürleşmenin aracı gibi görülürken, Türkiye’de çoğu genç erkek için acı bir karşılaştırma ekranına dönüştü. “Beğeni almıyorum”, “Kimse yanıt vermiyor”, “Kadınlar sadece zenginleri seçiyor” gibi tekrar eden cümleler, incel psikolojisinin yerelleşmiş versiyonu oldu.

Bütün bu tablo, Türkiye’de incel kültürünün neden “örgütlü bir ideoloji” değil de kırgın, sessiz, ama derinden büyüyen bir duygu havuzu olduğunu gösteriyor. Şiddete dönüşmüş organize bir incel hareketi yok ama kadın cinayetlerinin, ısrarlı takibin ve toksik erkekliğin yüksek olduğu bir ülkede, bu kültür çok daha tehlikeli bir toplumsal zeminde gelişiyor. Dolayısıyla bu aralar ekranlarda bazı uzmanların ve konuya parmak basan gazetecilerin uyarıları hiç de boşuna değil.

Sonuç olarak incel hikâyesi, Alana’nın yalnızlıktan doğan naif dayanışma grubundan başlayıp, Türkiye’deki sınıfsal uçurumların, erkeklik krizinin ve ekonomik çöküşün içine düşmüş genç erkeklerin karanlık dijital monologlarına kadar uzanan bir çizgi izliyor. Başlangıcı masumdu; bugünü hem sosyolojik hem psikolojik bir alarm sistemi gibi parlıyor. Bu hikâye, yalnızlıktan çok daha fazlasını anlatıyor: modern toplumun duygusal arızalarını.İncel hikâyesi, Alana’nın 1997’deki o küçük dayanışma sitesinden çıkıp bugün küresel bir yalnızlık-makinesi hâline geldi. Fakat Türkiye’de bu hikâye, sadece dijital yalnızlıkla değil; gençlerin kültürel, ekonomik ve duygusal dünyasını biçimleyen dev bir toplumsal kraterle birleşince çok daha karanlık bir anlam kazanıyor. İncel kültürünün Türkiye’deki versiyonu, Batı’dakinden farklı olarak bir internet alt-kültüründen ziyade, uzun süredir biriken kırgınlık, eziklik, öfke, kültürel boşluk ve erkeklik krizinin tortulaştığı geniş bir havuz hâline gelmiş durumda.

Başlangıç noktasını hatırlayalım: Kanada’da yaşayan Alana, yalnız hissettiği için bir site kurmuştu—romantizmde zorlanan insanların birbirine destek olduğu, sıcak bir topluluk. O topluluk zamanla erkek egemen, öfkeli, komplo dolu bir dünyaya dönüştü. Bu dönüşüm 2010’larda “blackpill” ideolojisiyle doruğa çıktı. Hepsi internetin anonimliğinde mayalanmış kırılgan erkeklik duygularıydı.

Türkiye’de ise bu maya, zaten yıllardır kaynayan pek çok toplumsal meseleyle birleşerek çok daha yoğun bir karışım oluşturdu.

Türkiye'de gençlerin dünyası zaten baştan eksik kuruldu. Hobi alanları yok; sanat, spor ve bilim alanları geniş kitlelere ulaşmış değil. Mahallede basketbol sahası yok, tiyatroya gitmek lüks, müzik eğitimi için imkan yok, fen kulüpleri yok, yaratıcılığı motive eden kültür, ilham alacakları pek kimse de kalmadı ya da ilham alacakları konular oldukça karanlık oldu da diyebiliriz. Gençler için bir “kendini inşa etme alanı” açılmadığında, geriye kimlik oluşturabilecek en kolay malzemeler kalıyor: öfke, güç fantezisi, sertlik, şiddet ve üstünlük hikâyeleri.

Bu boşluk nerede doluyor? Çeteleşme kültüründe, kabadayılık romantizminde ve erkekliğin sertleştirilmiş karikatürlerinde. Türkiye’de genç erkekler arasında bir süredir büyüyen “kabadayı estetiği”, incel sosyolojisini daha da keskinleştiriyor. Bir erkek kendini sanatla, bilimle, sporla veya üretimle var edemiyorsa, güç gösterisi en hızlı çözüm gibi görünüyor. Böylece incel yalnızlığının altına bir de “delikanlılık” kabuğu geliyor: hem kırılgan hem agresif, hem reddedilmiş hem tehditkâr. Medya ise bu kültürel çorbanın üzerine sürekli benzin döküyor. Türk dizilerinin önemli bir kısmında erkeklik ya şiddetle parlatılıyor ya da kadın ya düşman ya da engel olarak çiziliyor. Sosyal medyada hiç bir anlama gelmeyen "Adamsın adam!" "Adamın dibi" "Zırt yazılır adam okunur!" gibi boş laflar havalarda uçuyor. Kadına tokat sahnesi reyting getiriyor; mafya-aşk kombinasyonu “romantik” diye sunuluyor; erkek öfkesinin “tutku” olarak paketlenmesi sıradanlaşıyor. Bu anlatılar, zaten kırılgan olan genç erkek benliğini yönlendiren güçlü sinyaller hâline geliyor. İncel kültürünün beslendiği kadın düşmanlığı, burada toplum tarafından zaten normalize edilmiş bir yüz buluyor.

Türkiye’deki sınıf farkı da incel psikolojisini Batı’dakinden çok daha derin bir hale getiriyor. Şehirde ya da taşrada işsizlikle boğuşan genç erkeklerin içindeki uçurum, “reddedilmişlik duygusu”nu yapısal bir meseleye dönüştürüyor. Bu erkekler, romantik başarısızlığı kendi yetersizlikleriyle değil, kadınların değişen rolleriyle açıklıyor: “kadınlar para istiyor”, “kadınlar seçici oldu”, “biz eziliyoruz.” Oysa ortada ezilmekten çok, sınıfsal ve kültürel eşitsizliklerin duygusal izdüşümü var. Gençlerin hobi, sanat ve spor alanlarından uzak tutulduğu bir ülkede, flört kültürü dijitalleşip rekabetçi hâle geldiğinde, ekonomik kriz de bu rekabeti imkânsız kıldığında, incel hissiyatı bir internet fenomeni olmaktan çıkıyor; toplumsal bir duygulanıma dönüşüyor. Kimlik kuramamış erkeklik, kendini şiddet, sertlik, kadın nefreti ya da kadercilikle yamamaya çalışıyor. Bu arada kadınların da büyük bir kimlik karmaşası içinde yaşadığını es geçmeyelim. O da apayrı bir konu. Hem şiddetle ve nefretle mücadele ediyor bir yandan da kendini var etmeye çalışıyor. Bu da çok zorlu bir süreç.

Aslında Türkiye’de incel kültürünün tehlikesi ideolojisinden çok boşluk üretmesinde. Genç erkekler için üretim alanı, kendini ifade alanı, sosyal çevre, kültürel faaliyet, yaratıcı kanal yok. Yerine YouTube’daki “kadınlar böyle”, “erkekler şöyle haklıdır” diyen toksik koçlar; TikTok’ta sürekli üstünlük fantezisi satan profiller; dizilerde mafyatik romantizm; sosyal medyada kadın düşmanlığının normalleşmiş biçimleri geçiyor. Sonuç: kırgın, kızgın ama bir o kadar da yönsüz bir erkeklik modeli.

Başlangıcı Alana’nın sessiz bir yalnızlık arayışıydı. Bugünü ise Türkiye’de kültürel boşluk, sınıf farkı, çete romantizmi, medya şiddeti ve ekonomik çöküşün harmanlandığı bir toplumsal duygu bütünü. İncel burada sadece romantik yalnızlık değil; genç erkekliğin kimlik bulamadığı bir ülkede, hangi zehirli formun en kolay ulaşılabilir olduğunun göstergesi.

Bu hikâye yalnızlıktan çok daha geniş bir şey anlatıyor: kültürel erozyonun, erkeklik krizinin ve ihmal edilmiş bir gençliğin anatomisini. Bu tabloyu değiştirmek, internet forumlarını kapatmaktan öte, gençlerin duygusal, kültürel ve yaratıcı alanlarını yeniden inşa etmekle mümkün olabilir. Çünkü boşluk ne kadar büyükse, onu doldurmaya koşan karanlık da o kadar hızlı ve kabalık oluyor. Bu konuda kurumların planları olmadığı sürece genç erkeklerin derin bir karanlığa sürüklenmesine şaşırmamak lazım.

İncel Sözlüğü:

Chad: İncel jargonunda kullanılan, gerçek bir kişiyi değil bir arketipi ifade eden kavramdır. Fiziksel olarak çekici, özgüveni yüksek, sosyal ve ekonomik avantajlara sahip, kadınlar tarafından “zahmetsizce” tercih edildiğine inanılan erkek tipini temsil eder. İncel anlatısında Chad, romantik ve cinsel ilişkilerdeki başarısızlığın bireysel ya da toplumsal nedenlerini görünmez kılan, hayali bir “sistem kazananı” figürü olarak işlev görür.

Stacy: İncel jargonunda yer alan, gerçek bir kişiyi değil bir arketipi temsil eden kavramdır. Chad’i tercih eden, fiziksel çekiciliği yüksek, yüzeysel, seçici ve statü odaklı olduğu varsayılan kadın figürünü ifade eder. İncel anlatısında Stacy, kadınları tek tip davranan bir kitleye indirgemek ve romantik reddedilmeyi bireysel ya da yapısal nedenler yerine “kadın doğası” ile açıklamak için kullanılan indirgemeci bir semboldür.

Blackpill: İncel ideolojisinde kullanılan, romantik ve cinsel ilişkilerde başarının biyoloji, fiziksel görünüm ve genetik tarafından belirlendiğini; bu hiyerarşinin bireysel çabayla değiştirilemeyeceğini savunan kaderci inanç sistemidir. Blackpill anlatısı, toplumsal, sınıfsal ve kültürel etkenleri dışlayarak umutsuzluğu, pasifliği ve öfkeyi rasyonelleştiren bir düşünce çerçevesi işlevi görür.

Looksmaxxing: İncel jargonunda, fiziksel görünümü iyileştirerek romantik hiyerarşide yukarı çıkma çabasını ifade eden kavramdır. Spor, stil, kozmetik müdahaleler ve bazen cerrahi işlemleri kapsar. İncel anlatısında looksmaxxing, bireysel gelişimden çok, değerin yalnızca dış görünüşle ölçüldüğü indirgemeci bir rekabet mantığının parçası olarak konumlanır.

Kaynakça:

Ging, D. (2019). Alphas, Betas, and Incels: Theorizing the masculinities of the manosphere. Men and Masculinities.
→ İncel, redpill, blackpill gibi alt-kültürlerin erkeklik kriziyle ilişkisini inceler.

Hoffman, B., Ware, J., & Shapiro, E. (2020). Assessing the Threat of Incel Violence. Studies in Conflict & Terrorism.
→ İncel ideolojisinin radikalleşme ve şiddet potansiyelini ele alır.

Baele, S. J., Brace, L., & Coan, T. G. (2019). From “Incel” to “Saint”: Analyzing the violent worldview behind the Incel phenomenon. Terrorism and Political Violence.
→ Blackpill düşüncesinin nasıl kaderci ve nihilist bir ideolojiye dönüştüğünü analiz eder.

Connell, R. W. (2005). Masculinities. University of California Press.
→ Erkeklik krizini ve hegemonik erkeklik kavramını anlamak için temel eser.

Beauchamp, Z. (2019). Our incel problem. Vox.
→ İncel kültürünün tarihsel gelişimini ve internetle ilişkisini açıklar.

Romano, A. (2018). How incels became one of the internet’s most dangerous subcultures. Vox.
→ Chad, Stacy, blackpill gibi kavramların kültürel arka planını anlatır.

Tolentino, J. (2018). The rage of the incels. The New Yorker.
→ İncel öfkesinin modern yalnızlık ve erkeklik kriziyle bağını kurar.

Kimmel, M. (2017). Angry White Men: American Masculinity at the End of an Era. Nation Books.
→ Erkek öfkesi, kayıp statü hissi ve kültürel dönüşüm ilişkisi.

Illouz, E. (2007). Consuming the Romantic Utopia. University of California Press.
→ Flört, aşk ve piyasa ilişkilerinin modern dönüşümü.

Byung-Chul Han (2015). Şeffaflık Toplumu / Yorgunluk Toplumu.
→ Performans, rekabet ve değersizlik hissinin çağdaş birey üzerindeki etkisi.

Sancar, S. (2013). Erkeklik: İmkânsız İktidar. Metis.
→ Türkiye’de erkeklik, sınıf ve güç ilişkileri.

Bora, A. (2010). Kadınların Sınıfı. İletişim Yayınları.
→ Sınıf farklarının toplumsal cinsiyetle kesişimi.

RTÜK ve medya araştırmaları (çeşitli raporlar)
→ Dizilerde şiddet, erkeklik temsili ve kadın düşmanlığının normalleşmesi.

Read more

Kayıp Üzerinden Kurulan Düzen: Kumar Neden Hiç Bitmez?

Kayıp Üzerinden Kurulan Düzen: Kumar Neden Hiç Bitmez?

Kumar bağımlılığı çoğu zaman yanlış bir yerden ele alınıyor. Toplum bu meseleyi genellikle ahlak, irade ya da karakter üzerinden okumayı sever. “Tutamadı kendini”, “zayıf iradeli”, “paraya dayanamadı” gibi açıklamalar hem rahatlatıcıdır hem de yanıltıcı. Rahatlatıcıdır, çünkü sorunu bireyin içine hapseder; yanıltıcıdır, çünkü gerçeği ıskalar. Kumar bağımlılığı esasen bir karakter meselesi

By Daphne Emiroğlu