Kamondo Merdivenlerinde Hafızanın İzleri
Gecenin ışığı Kamondo Merdivenleri’nin kıvrımlarına vurduğunda, İstanbul’un taşlarının içine sinmiş bir hikâye harekete geçer. Bu merdiven, üstüne basan her adımda şehrin hafızasını bir anlığına uyandırır ama sonra yeniden uykuya dalar. İstanbul'un yükselişinin hikayesi de biraz bu merdivenler de gizlidir. Bir şehir için çok anlamlı olan bu basamaklar, çoğu insan tarafından bilinmez. Çünkü bu şehir, hatırlamakta değil, unutmakta ustadır. Bir merdiveni sevip onunla poz vermeyi bilir; fakat merdiveni inşa edenleri topyekûn unutmakta şaşırtıcı bir hız sergiler. Unuttuğu şey bizzat kendi tarihiyken yapabilir insan bunu.
Kamondo Ailesi, işte bu tuhaf hafıza ekonomisinin en büyük kayıplarından biridir. Taşlar hâlâ oradadır, merdiven hâlâ fotoğraflanır, kıvrımlar hâlâ influencerların estetik kadrajlarına süs olur ama hikâyeyi taşıyan insanlar yok sayılır. Şehrin estetiğini kutsayıp tarihini unutmak, İstanbul’un en güçlü alışkanlığından biridir.
Kamondoların hikâyesi, İstanbul’un kültürel ve ekonomik damarlarına sinmiş bir hayaletten çok daha fazlasıdır. Bu hikâye, İber sürgününden Venedik gettosuna, Trieste’nin serbest limanından Galata bankerlerinin boğucu koridorlarına, oradan Paris’in ışıltısına ve nihayet soykırımın karanlık gölgelerine uzanan bir hattır. Bir Avrupa-Akdeniz hikâyesidir; ticaretin, sürgünün, finansın ve modernleşmenin iç içe geçtiği bir ailenin tarihi. Aile, yalnızca paranın değil, zamanın ve şehrin dönüşümünün aktörü olmuştur. İstanbul, 19. yüzyılda modernleşirken perde arkasında bir “görünmez mühendis” gibi çalışan bu hanedanın adını bugün çok az kişi bilir. Bu unutuluşun sebebi yalnızca zamanın acımasızlığı değildir; güç, siyaset, kimlik, hafıza ve aidiyet arasında sıkışmış bir tarihsel tercihin sonucudur.
Sürgünle başlayan hikâye, Venedik’in dar sokaklarında bir bankerlik geleneğinin filizlenmesiyle devam eder. 16. yüzyılda Yahudi cemaatinin gettolara hapsedildiği Venedik, aynı zamanda finansal işlerin en dinamik merkezlerinden biridir. Kamondolar burada para piyasasının inceliklerini, ticaret ağlarının nasıl kurulduğunu, riskin nasıl bölündüğünü, sermayenin nasıl hareket ettiğini öğreniler. Fakat gerçek yükseliş Trieste’de olur: Avusturya İmparatorluğu’nun serbest liman politikası, bu limanı 18. yüzyılda Doğu Akdeniz’in finans kalbi haline getirmiştir. Kamondolar, Trieste’den doğuya doğru ilerledikçe güçleri de artar. İstanbul’a geldiklerinde yalnızca zengin tüccarlar değil; Avrupa’nın mali mekanizmalarını öğrenmiş, Osmanlı’nın ihtiyaç duyduğu bir bilgi birikimini taşıyan aktörler haline gelmişlerdir.
Ondokuzuncu yüzyılın ortasında Osmanlı’nın ekonomik görüntüsü iç açıcı değildi. Devletin borçlanması dağınıktı, maliye teşkilatı çağa ayak uyduramıyordu, sarayın harcamaları bütçeyi eritiyordu. 2025 yılına dek har vurup harman savurma geleneği hiç bırakılmadı zaten. Vergi gelirleri tutarsızdı, eyalet yapısı çözüldükçe merkezî finans kontrolü zayıflıyordu. Tam da bu karmaşada Galata bankerleri doğdu: Avrupa’yla bağlantılı, modern borç verme tekniklerini bilen, devletin nakit ihtiyaçlarını karşılayan bir sınıf. Bu bankerlerin arasında en yetkin ve en güvenilir olanı Kamondo Ailesi’ydi. Abraham Salomon Kamondo, devlet için yalnızca bir finansör değil, bir kriz yöneticisi gibiydi. Osmanlı’nın Avrupa piyasalarına açılmasında aracılık eden, devlet tahvillerinin pazarlanmasını organize eden, kısa vadeli bütçe açıklarını kapatan bir figürdü.
Kırım Savaşı sırasında bu rol daha da belirginleşti. Osmanlı devleti savaşı sürdürebilmek için acilen krediye ihtiyaç duyduğunda Avrupa bankerleri kuşkuyla yaklaşıyordu. Devletin mali disiplinine güven yoktu; tahviller riskli kabul ediliyordu. İşte bu noktada Kamondolar devreye girdi. Avrupa finans çevreleri ile Osmanlı arasında bir güven köprüsü kurdular. Bu yalnızca para işiydi demek, tarihe haksızlık olur. Kamondolar, bir imparatorluğun modern borçlanma kültürünü inşa eden aktörler oldular. Devletlerin kredi piyasalarıyla ilişkileri, bugün ekonomik bağımsızlık tartışmalarının merkezindedir; 19. yüzyılda Osmanlı’nın kaderi tam da bu ilişkilerin niteliğine bağlıydı. Bu niteliği belirleyenlerden biri Kamondo Ailesi’ydi.

Ancak ailenin etkisi yalnızca sayılarla, kredi sözleşmeleriyle, tahvil politikalarıyla sınırlı kalmadı. İstanbul’un dönüşen şehir dokusuna damga vurdular. Bugün “tarihi yarı Avrupai Pera” diye romantikleştirdiğimiz semtin 19. yüzyıldaki kentsel dönüşümünde Kamondoların gayrimenkul yatırımlarının izleri belirgindir. Modern apartman tipleri, sokak düzenleri, ticari pasajlar, finans merkezine dönüşen Bankalar Caddesi… Bu alanların dönüşümünde sessiz ama güçlü bir banker aklının payı vardır. Kamondo Merdivenleri bu dönüşümün en simgesel örneğidir. Merdivenlerin kıvrımları yalnızca estetik bir tercih değildir; merdiven bütününde, bir Avrupa modernliği İstanbul’un topografyasına uyarlanmıştır. Bunun ötesinde merdivenin küçük bir hikâyesi vardır: Abraham Salomon Kamondo’nun torunlarının okula daha güvenli ulaşabilmeleri için inşa ettirdiği söylenir. Hatta dizaynının bile çocukların düşmesi ihtimaline karşın, onların aşağıya dek yuvarlanmalarına engel olacak şekilde düşünüldüğü anlatılanlar arasında. Bu anlatı, modernleşmenin yalnızca “devlet politikaları” ile değil, gündelik hayatı da dönüştüren mikro jestlerle ilgili olduğunu gösterir.

Ailenin şehircilik faaliyetleriyle paralel ilerleyen bir başka alan daha vardı: eğitim. Kamondolar, Osmanlı Yahudi cemaatinde modern eğitimin öncülerindendi. Hasköy’de kurdukları laik okul (École Laïque des Camondo), cemaat içinde gerilim yarattı. Geleneksel yapıyı korumak isteyen hahamlar, Batılı müfredatı ve Fransızca eğitimi tehdit olarak gördüler. Bu çatışma, yalnızca Kamondo Ailesi’nin toplumsal konumunu değil, Osmanlı Yahudiliğinin iç modernleşme sancısını da ortaya koydu. Modernlik, her yerde olduğu gibi, cemaat içinde de bir fay hattı oluşturuyordu. Kamondolar reformist bir çizgiyi temsil ediyor, cemaat ise bu hızda bir dönüşüme direniyordu. Bu gerilim zamanla aileyi yalnızlaştırdı. Zenginlikleri arttıkça cemaat içindeki düşmanlık da büyüdü. Bu arada Avusturya Lisesi'nin kuruluşunun gerçekleşmesini sağlayan önemli güç oldular. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Lazarist misyonerleri, 1880’lerde Galata’da okul açmak istediğinde arazi ve bina meselesi büyük sorundu. Galata’daki en büyük ve etkili gayrimenkul sahiplerinden biri Kamondo Ailesi olduğundan, Avusturya misyonuna arazi tahsis edilmesinde aracılık etti, ilk binaların onarım ve kullanım hakkı süreçlerinde finansal ve hukuki destek sağladı, okulun Galata-Pera hattında güvenli şekilde varlık gösterebilmesi için politik bağlantılar sundu. Hatta Avusturya Lisesi’nin kendi tarihçesinde özetle şöyle geçer:
“Kamondo Ailesi’nin Galata’daki yatırımları, misyonun bölgeye yerleşmesini mümkün kılmıştır.” Avusturya Lisesi’nin bulunduğu bölge, Kamondo mülkleriyle çevriliydi. Bankalar Caddesi ve yukarı Pera hattındaki Kamondo apartmanları, hanları, merdivenleri ve ticari binaları okulun erken dönem gelişimi için adeta bir koruma kalkanı oluşturdu. Tarihçiler Avusturya Lisesi’nin Galata’ya tutunmasını şöyle yorumlar: “Kamondo Ailesi olmasaydı okul bugünkü yerinde olmazdı.” Ailenin laik eğitim vizyonu ile Avusturya misyonun modern eğitim yapısı örtüşüyordu. Kamondolar zaten Hasköy’de laik bir okul kurarak cemaat içinde devrim yaratmış bir aileydi. Avrupa tarzı eğitime yakındılar; dil, bilim, modern pedagoji… Bu nedenle Avusturya misyonuna yardım etmeleri şaşırtıcı değildir.
Tüm bunlar yaşanırken Osmanlı’yı sarsan bir başka süreç daha başlıyordu: 19. yüzyıl sonu mali çöküşü. Galata bankerleri güç kaybetti; Bank-ı Osmani kuruldu ve devlet borçlanmasının kontrolü yeni bir finansal aktöre geçti. Kamondoların Osmanlı içindeki ekonomik rolü giderek daraldı. Bu daralmanın ardından aile Paris’e taşındı. Bir zamanlar İstanbul’un mali mimarları olan insanlar, Paris’te kültürün, sanatın ve estetik yaşamın temsilcileri haline geldi. Moïse de Camondo, Paris’te bir malikâne inşa etti; bu ev bugün Musée Nissim de Camondo olarak bilinir. Ev bir müze olmanın ötesinde, bir dünya görüşünün somutlaşmış hâlidir. İstanbul’da kazanılan servetin Avrupa’da sanatsal bir kimliğe dönüşmesi ilginç bir tarihsel devamlılıktır.


Fakat bu devamlılık uzun sürmedi. II. Dünya Savaşı'nın karanlığı Avrupa’yı kapladığında, Kamondo Ailesi de bu karanlığın içinde kayboldu. Naziler, Paris’i işgal ettiğinde aile fertleri hedef haline geldi. Aile soykırımın kurbanı oldu. Bir imparatorluğun maliyesini finanse etmiş, bir şehri dönüştürmüş, bir cemaatin modernleşmesine katkı sağlamış bu hanedanın hikâyesi, bir toplama kampının soğuk duvarları arasında son buldu. Tarihin acı ironilerinden biri, güç ve zenginlik ile korunmanın hiçbir zaman aynı şey olmamasıdır.
Bugün İstanbul’da Kamondo Ailesi’nden geriye kalan iki iz vardır: merdiven ve mezar. Merdiven hâlâ yaşıyor; fotoğraflanıyor, romantize ediliyor, estetik bir dekor olarak dolaşıyor. Mezar ise unutulmuş durumda. Hasköy’deki Kamondo Anıt Mezarı, 1950’lerde yapılan yol çalışmaları sırasında parçalandı. Bazı bölümleri yok oldu, bazı bölümleri evsizlerin barınağına dönüştü, bazı taşları kayboldu. Bir zamanlar Osmanlı maliyesinin bel kemiği olan bir ailenin mezarının bu hâle gelmesi, İstanbul’un hafıza politikasının özeti gibidir. Bu şehir güzelliği korur ama hikâyeyi çürütür. Merdiveni kutsar, mezarı yutar. Oysa Abraham Salomon Kamondo devlet töreniyle defnedilmişti. Devlet törenine II. Abdülhamid de katılmıştır. Kamondo İstanbul’da öyle sevilen ve sayılan bir kişidir ki cenaze töreni günü tüm şehir yas tutarken borsa ve finans kuruluşları tatil edilir, Galata ve Haliç esnafı dükkanlarını kapatır, kiliselerde dahi çanlar çalınır.

Kamondoların unutuluşu, yalnızca bir ailenin tarihten silinmesi değildir; bir şehir anlatısının yeniden yazılmasıdır. Modernleşmeyi yalnızca devletin, yalnızca sultanların, yalnızca paşaların hikâyesi olarak aktarmak isteyen kolektif hafıza, bu sürecin gayri-resmî mimarlarını görmezden gelmiştir. Oysa modernleşme, çoğu zaman resmi ideolojinin değil, kimliksizleştirilmiş aktörlerin eseridir. Kamondolar bu kimliksizleştirmenin en çarpıcı örneğidir.
Bugün Kamondo Merdivenleri’nden geçen biri, merdivenin kıvrımlarını beğenebilir, estetiğini övebilir, Instagram’a bir fotoğraf bırakabilir. O fotoğrafın altına bir çok kişi aynı soruyu bırakır: "Burası neresi?" Oysa orası geçmişimiz... Merdiven, esas hikâyesini hâlâ fısıldar: Bir aile vardı. Bu aile bir imparatorluğu finanse etti, bir şehri dönüştürdü, bir cemaatle kavga etti, modernliği getirdi, sonra unutuldu. Bu unutuluş, tarihin değil, toplumun tercihidir.
Sonunda geriye şu soru kalır: Bir şehrin hafızası kime borçludur? Taşı toprağı dönüştürenlere mi, yoksa onları unutanlara mı? İstanbul’un trajedisi belki de tam olarak budur: Tarihini en çok değiştirenleri, en hızlı unutan bir şehir olması. Kamondo Ailesi’nin hikâyesi bu unutuluşun sessiz bir gölgesi gibi, merdivenlerin kıvrımlarına sinmiş halde yaşamaya devam eder. Bir gün biri bu hikâyeyi merdivenin taşlarına değil, şehrin hafızasına yazmayı başarırsa, belki İstanbul da ilk kez gerçekten hatırlamış olur.


Küçük Bir Not: Ve ne yazık ki fotoğrafını bulamadığım Serdar-ı Ekrem Sokak'ta no 42 'de olması gereken konutu bulamadım. Ancak sakinlerinden biri de Abidin Dino imiş... ve Tatar Bey Sokakğında 23-25-27-29 numaralar da Kamondo Ailesi'ne ait ancak 1984'te yıkım kararı verilmiş. Google Street Views'de başım dönerek bulabildiklerim bunlar, oraya gelebilmek için 1995 Galata Şenliği'ni araştırdım. Epey yoruldum ama bir fotoğraf bulamadım. 😄 Size apartmanın değil ama Kamondo Han'ın bulunduğu arsayı şenlik krokisinden buldum ama:) Ne yapacağız binanın fotoğrafını diyebilirsiniz ama bu kadar şeyi araştırdım, bu iki konudu bulamayınca deli oldum. Ve bulmamış bir deli olarak yazıyı bitiriyorum.

Kaynakça
Pakula, H. (1987). The Camondos: The saga of a Jewish family. New York: Free Press.
Levy, A. (1992). The Jews of the Ottoman Empire. Princeton: Darwin Press.
Rodrigue, A. (1994). Sephardi Jewry: A history of the Judeo-Spanish community. Berkeley: University of California Press.
SALT Research. (n.d.). Camondo Family Papers. SALT Archive Collections.
Musée Nissim de Camondo. (n.d.). Archive Catalogue. Paris: Les Arts Décoratifs.
The Jewish Chronicle. (Various years). Articles on the Camondo Family.
Ottoman Bank Archives. (n.d.). Galata Bankers and Ottoman Finance publications.