En son

İstemsiz Bekârlık, İstemeden Bekarlık ya da Lanet Olası Yalnızlık

İstemsiz Bekârlık, İstemeden Bekarlık ya da Lanet Olası Yalnızlık

İncel olgusunu doğuran ilk kıvılcımın hikâyesi sandığından daha yumuşak, daha insani, hatta biraz da hüzünlü. Bugün toksisite çukuruna dönüşen şey, başlangıçta bir kadının yalnızlık yaşayan insanlara destek sunma çabasıydı. Bu ironik tersyüz oluşu anlamadan günümüzdeki karanlık tarafı açıklamak mümkün değil. Cehenneme döşenen iyi niyet taşlarından zıplaya zıplaya ilerleyelim... 1997’de

Daphne Emiroğlu tarafından
Tüket, Göster, Yeniden Tüket: Aylak Sınıfın Sonsuz Döngüsü

Tüket, Göster, Yeniden Tüket: Aylak Sınıfın Sonsuz Döngüsü

Thorstein Veblen’in 1899’da yayımladığı The Theory of the Leisure Class, modern toplumun statü takıntısını açıklamak için yazılmıştı ama tuhaf bir ironiyle, kitap en çok 21. yüzyılın elinde parlar. Sanki Veblen, Instagram filtrelerini, lüks tüketim furyalarını, influencer ekonomisini ve gösterişin algoritmik yayılımını önceden sezmiş gibidir. Onun derdi aristokrasiyi eleştirmekti;

Daphne Emiroğlu tarafından
"İstanbul büyük bir dünya, ben de onun bir parçasıyım"

"İstanbul büyük bir dünya, ben de onun bir parçasıyım"

Büyükada’nın rüzgârlı yamaçlarında yükselen dev ahşap yapı, bugün Rum Yetimhanesi olarak bilinse de, doğduğu niyet bambaşkaydı. 19. yüzyılın sonunda adanın genişçe bir yamacında uzanan arazi özel mülkiyetti ve Avrupa’dan İstanbul’a gelen seçkin yolcular için bir tatil-kompleksi tasarlanıyordu. Grand Hôtel Prinkipo adını taşıması planlanan bu yapı, Orient Express’

Daphne Emiroğlu tarafından
Kölelik Güncellendi: Artık Daha Kişisel!

Kölelik Güncellendi: Artık Daha Kişisel!

Çağımızın en ilginç paradokslarından birine geldik ya da biz zaten paradoks olarak dünyaya geldik. Bu da kulağa mantıklı geliyor ama kendi paradoksumuza uygun olarak çağın paradoksuna bakalım: İtaatin kültürel estetiği ile bireyselleşme anlatısının aynı dönemde, yan yana, hatta birbirini besliyormuş gibi akması. Bir yanda toplumların binlerce yıldır süslediği, törenselleştirdiği, metaforlaştırdığı

Daphne Emiroğlu tarafından
Yıkıldığını Görmek Zordur

Yıkıldığını Görmek Zordur

Otokrat ve diktatör liderlerin ortaya çıkışı, bireysel psikolojinin toplumsal psikolojiyle kesiştiği o karanlık eşikte belirir. Bu tür liderler yalnızca siyasi bir yapıdaki boşluğu doldurmaz; toplumun bilinçaltındaki korkuları, beklentileri, öfkeyi, intikam arzusunu ve kurtarıcı mitini kendi kişiliklerinde toplar. Böylece liderin psikolojisi ile halkın psikolojisi simbiyotik bir hâle gelir: biri hükmetmek isterken

Daphne Emiroğlu tarafından
Geyikleri Anladınız ama Yanlış Anladınız.

Geyikleri Anladınız ama Yanlış Anladınız.

Christmas’ın sembollerini anlatırken pek çoğunun izini sürdük; çam ağacının pagan kökenlerine indik, ışığın dönüşünü konuştuk, elbette konuşmadık, ben yazıyorum siz belki okuyorsunuz belki yarım bırakıyorsunuz. Ben burada Defne ve içimdeki Defnelerle konuşuyorum. Renklerin ve süslerin ritüel anlamlarını açtık. Elimizde aslında gayet kapsamlı bir “kış kültürü ansiklopedisi” var. Kendimi övdüm

Daphne Emiroğlu tarafından
Christmas’ın Üç Atlısı: Home Alone, Love Actually, Mariah Carey

Christmas’ın Üç Atlısı: Home Alone, Love Actually, Mariah Carey

Christmas bugün bir dini ritüelden çok bir pop kültür evreni olduğunu sanırım hepimiz idrak ettik. Dini bayramların içinde ekonomiye söz geçiren en güçlü bayramlardan biri. Bu evrenin içinde filmler, şarkılar, televizyon programları, alışveriş merkezlerinin ışıkları, reklamlar, hatta tüm bir görsel estetik yer alır. Kış aylarını psikolojik olarak taşıyabilmemizin en önemli

Daphne Emiroğlu tarafından
Bu Işıkların Faturası Var: Christmas ve Kapitalizm

Bu Işıkların Faturası Var: Christmas ve Kapitalizm

Christmas romantik bir masal gibi görünür; kırmızı ışıklar, tarçın kokusu, kar taneleri, aile sofraları, pırıltılar, yaldızlar, yeşillik, insanın içini ısıtan şarkılar… Fakat tüm bu romantik görüntünün altında devasa ekonomik bir makine yatar. İnsanlık kışın ortasında “mutlu olma ritüeli” icat etmiş olabilir ama kapitalizm bu ritüeli o kadar iyi okumuştur ki

Daphne Emiroğlu tarafından
Noel Sofrası: Kış Depresyonuna Karbonhidratla Direnme

Noel Sofrası: Kış Depresyonuna Karbonhidratla Direnme

Kışın ortasında insanlar neden bu kadar çok yemek yapar? Çünkü tarih boyunca soğuk mevsim, “ölümle pazarlık sezonu” gibiydi: stok yapmak, ısınmak, dayanmak, kendini moral olarak kandırmak gerekiyordu. Modern dünyada elektrik ve kalorifer var ama insanlığın “kış depresyonuna karbonhidratla direnme” yazılımı hâlâ güncellenmedi. Bu yüzden Christmas yemek kültürü sadece estetik ya

Daphne Emiroğlu tarafından