Normaller mi Sapkınlar mı?

Paylaş
Normaller mi Sapkınlar mı?

Cinsellik, insan davranışları içinde belki de en yanlış anlaşılan alandır. Bunun temel nedeni cinselliğin yalnızca bireysel bir deneyim olmaması; aynı zamanda toplumsal düzenin, iktidarın ve ahlakın doğrudan müdahale ettiği bir alan olmasıdır. Cinsellik herkes için önemlidir, seks harika bir şeydir ama ayıptır da. Bazen namusun kaçıp gitmesine sebep olan, bazen aşkın yemişi, bazen lanetlerin en büyüğü. Gerçekten kafalar karışık... Yine de toplumun kaba taslak herkes için çizdiği sınırları var elbette. Bu nedenle “cinsel sapkınlık” kavramı, çoğu zaman bilimsel bir tanımdan çok, normu koruma refleksinin bir ürünü olarak kullanılır. Ancak kavram bu kadar kolay ve gelişigüzel kullanıldığında, hem gerçek patolojiler görünmez olur hem de farklılıklar haksız yere kriminalize edilir.

Bu noktada ilk yapılması gereken şey, şu soruyu açıkça sormaktır: Cinsel sapkınlık nedir ve ne değildir?

Cinsel sapkınlık, yaygın kanaatin aksine “alışılmadık” ya da “toplumun çoğunluğuna uymayan” her cinsel ilgi anlamına gelmez. Bilimsel çerçevede sapkınlık, daha doğru adıyla parafilik bozukluk, belirli ölçütler üzerinden tanımlanır. Güncel psikiyatri literatüründe –örneğin DSM-5’te– bu ölçütler nettir:
Bir cinsel ilgi veya davranış, ancak rızanın ihlal edildiği, başkasına zarar verildiği, kişinin kendi yaşam işlevselliğini bozduğu ve kontrol edilemez kompulsif bir nitelik kazandığı durumda patolojik kabul edilir.

Bu ölçütler yoksa, davranış alışılmadık olabilir ama sapkın değildir.

Burada çok kritik bir ayrım ortaya çıkar. Toplumun hoşuna gitmeyen her şey sapkınlık değildir; ama her sapkınlık da yalnızca “ahlaki bir mesele” değildir. Bilim bu ayrımı yapmak için vardır.

Tarihsel olarak bakıldığında, “sapkınlık” kavramının modern biçimi 19. yüzyılda ortaya çıkar. Sanayi toplumları bedenleri disipline etmek isterken cinselliği sınıflandırmaya başlar. Richard von Krafft-Ebing’in Psychopathia Sexualis adlı çalışması bu sürecin en bilinen örneğidir. Bu eser, cinsel davranışları kategorilere ayırır; ancak bu sınıflandırma tarafsız değildir. Heteroseksüel, evlilik içi, üremeye dönük cinsellik norm kabul edilir; bunun dışındaki her şey “sapma” başlığı altına toplanır. Böylece ahlak, tıp diliyle yeniden üretilir. Bu mekanizmayı en iyi analiz eden isimlerden biri Michel Foucault’dur. Foucault’ya göre modern iktidar cinselliği susturmaz; aksine onu sürekli tanımlar, etiketler ve denetler. Sapkınlık, doğal bir kategori değildir; norm üretiminin yan ürünüdür. Bir davranışı “normal” ilan ettiğiniz anda, onun dışındakileri otomatik olarak “anormal” yaparsınız.

Ancak bu teorik çerçeve, gerçek patolojilerin olmadığı anlamına gelmez. Aksine, bilimsel tanım sayesinde gerçek sapkınlıklar daha net görülebilir.

Peki ne sapkınlık değildir?

Örneğin yetişkin bireyler arasında, açık rızaya dayalı, zarar içermeyen ve tarafların yaşam işlevselliğini bozmayan cinsel pratikler –alışılmadık olsalar bile– sapkınlık değildir. Fetişler, rol oyunları, belirli nesnelere ya da senaryolara duyulan cinsel ilgi, bu koşullar sağlandığında patolojik sayılmaz. Burada mesele “ne olduğu” değil, nasıl yaşandığıdır. Cinsellik haz, yakınlık ve oyun alanı olarak kalıyorsa, patoloji yoktur. Aynı şekilde cinsel yönelimler de sapkınlık değildir. Homoseksüellik, biseksüellik ya da aseksüellik, uzun süredir bilimsel olarak patoloji kategorisinden çıkarılmıştır. Bunların sapkınlık olarak etiketlenmesi, bilimin değil ideolojinin ürünüdür.

Peki ne sapkınlıktır?

Bilimsel çerçevede sapkınlık, rızanın olmadığı ya da zarar üretildiği noktada başlar. Örneğin yetişkin olmayan bireylere yönelik cinsel ilgi, hangi kültürde olursa olsun patolojidir. Bunun nedeni ahlaki değil; nöropsikolojik ve gelişimsel gerçekliktir. Çocuklar rıza verebilecek bilişsel ve duygusal kapasiteye sahip değildir. Bu tür davranışlar, cinsel yönelim değil, ağır bir bozukluktur.

Benzer şekilde, başkasına acı vermeden cinsel uyarım sağlayamama durumu –rıza olsa bile– klinik açıdan dikkatle ele alınır. Eğer kişi cinsel haz için karşısındakinin zarar görmesine ihtiyaç duyuyor ve bu ihtiyaç kontrol edilemiyorsa, bu noktada patoloji devreye girer. Burada belirleyici olan, şiddetin fantezi değil zorunlu koşul haline gelmesidir.

Bir başka önemli örnek, rıza dışı teşhircilik ya da gözetlemeye dayalı davranışlardır. Burada cinsel uyarım, başkasının bilgisi ve onayı olmadan gerçekleşir. Kişi, karşı tarafın iradesini ihlal etmeyi haz kaynağına dönüştürür. Bu, açık biçimde sapkınlık kategorisine girer.

Psikolojik açıdan bakıldığında bu tür bozukluklar çoğu zaman cinsellikten çok kontrol, güç ve nesneleştirme ile ilgilidir. Burada cinsellik araçtır; asıl mesele iktidardır. Bu nedenle sapkınlık, çoğu zaman “fazla cinsellik” değil, eksik empati sorunudur.

Travma bu noktada önemli ama tek başına açıklayıcı değildir. Travma yaşayan herkes sapkın davranış geliştirmez. Ancak bazı bireylerde travma, bedeni yeniden kontrol altına alma ya da duygusal boşluğu telafi etme aracı olarak cinselliği çarpıtabilir. Patoloji, travmanın varlığından değil; işlenmeyişinden doğar.

Dijital çağ, bu sorunları daha görünür hale getirmiştir. Sürekli ve sınırsız uyarana maruz kalmak, bazı bireylerde haz eşiğini yükseltir. Kişi, giderek daha uç uyaranlara ihtiyaç duymaya başlar. Bu noktada cinsellik yakınlık olmaktan çıkar, mekanik bir döngüye dönüşür. Bu da kompulsif ve zarar verici davranışlara zemin hazırlar.

Tüm bu tabloya rağmen en tehlikeli şey, “cinsel sapkınlık” kavramının politik ve ahlaki bir sopa olarak kullanılmasıdır. Tarih boyunca bu etiket; kadınları, azınlıkları, muhalifleri ve itaatsiz bedenleri susturmak için kullanılmıştır. Böylece gerçek suçlar sıradanlaşırken, farklılıklar kriminalize edilmiştir.

Sonuç olarak cinsel sapkınlık, toplumun hoşuna gitmeyen her şey değildir. Aynı şekilde her alışılmadık cinsel ilgi de masum değildir. Bilim bu ayrımı yapmak için vardır. Sapkınlık, farklılıkta değil; rıza ihlalinde, zararda ve zorlamada başlar. Bu ayrım netleşmediği sürece, hem mağdurlar korunamaz hem de toplum kendi bastırdığı karanlıkla yüzleşemez.

Asıl soru hâlâ şudur:
Gerçekten sapkın olan bireyler mi, yoksa cinselliği bastıra bastıra daha tehlikeli biçimlere iten toplumsal düzen mi?

Tarih, bu soruya rahatsız edici ama tutarlı bir cevap verir. En ağır cinsel suçlar, her zaman en yüksek ahlak söylemlerinin arkasında gizlenmiştir.


Foucault, M. (1978). The history of sexuality, volume 1: An introduction (R. Hurley, Trans.). Pantheon Books.
- Cinselliğin bastırılmadığını, aksine iktidar tarafından üretildiğini ve “sapkınlık” kategorisinin nasıl kurulduğunu anlamak için temel kaynak.

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.
- Ne sapkınlıktır ne değildir ayrımını bilimsel olarak yapan temel klinik referans. Rıza, zarar ve işlevsellik kriterleri buradan gelir.

von Krafft-Ebing, R. (1886/1965). Psychopathia sexualis: A medico-forensic study (F. J. Rebman, Trans.). Stein and Day.
- “Cinsel sapkınlık” kavramının modern tıpla nasıl üretildiğini ve ahlakın nasıl patolojiye çevrildiğini görmek için tarihsel kırılma noktası.

Devamını oku

最後の公共事業を受注した人、電気を消しておいて

最後の公共事業を受注した人、電気を消しておいて

独裁者には共通の職業病がある。国の登記名義が自分になったと思い込むことだ。しばらくすると、国家予算は家族の銀行口座、公的機関は自分たちの人事部、国民はその経費を全部負担する、口うるさい経理担当に見えてくる。国民が「お金はどこへ消えたんですか」と尋ねると、彼らがどれほど傷つきやすいかがわかる。なんて失礼な! 大家に収支報告を求めるつもり? 悪いわね、あなた、借家人なのよ。 学術の世界には、この仕組みにちゃんと名前がある。公的な権力を私的な利益のために使うのが「腐敗」。制度や規則を特定の利益集団に奉仕するようにねじ曲げるのが、**国家の私物化、つまり「国家捕獲(ステート・キャプチャー)」**だ。後者では、金庫から金が減ることだけが問題なのではない。金庫の鍵も、監査人も、取扱説明書も、同じ連中が握っていることが問題なのだ。強盗も上級コースに進めば、ドアを蹴破る必要はなくなる。どの親戚にドアを開けるか、法律に書き込めばいい。 世界銀行は、国家捕獲を、経済的損失がとりわけ大きくなりうる腐敗の形態の一つと位置づけている。 チュニジアでは、ジン・エル・アビディン・ベンアリの周辺が、そのかなり高

Daphne Emiroğlu tarafından
Son İhaleyi Alan Işıkları Kapatsın

Son İhaleyi Alan Işıkları Kapatsın

Diktatörlerin ortak bir meslek hastalığı var. Devletin tapusunu üzerlerine aldıklarını sanıyorlar. Bir süre sonra bütçeyi aile hesabı, kamu kurumlarını insan kaynakları departmanı, vatandaşı da bütün bu masrafları karşılamakla görevli sinir bozucu bir muhasebeci olarak görmeye başlıyorlar. Vatandaş “Para nereye gitti?” diye sorunca da ne kadar alıngan olduklarını anlıyoruz. Ne münasebet!

Daphne Emiroğlu tarafından
İoanna Kuçuradi: Düşünmek Diye Bir Şey Vardı

İoanna Kuçuradi: Düşünmek Diye Bir Şey Vardı

İoanna Kuçuradi artık aramızda değil. Bir filozof öldüğünde arkasından genellikle “çok değerli bir düşünürümüzü kaybettik” denir. Sonra doğum tarihi yazılır, aldığı ödüller sıralanır, birkaç fotoğraf paylaşılır ve hayat kaldığı yerden devam eder. Kuçuradi söz konusu olduğunda bana biraz haksızlık gibi geliyor bu. Çünkü onun asıl meselesi ne kadar çok şey

Daphne Emiroğlu tarafından