En son

Herkes Bilinebilir Olduğunda Kimse Konuşmaz

Herkes Bilinebilir Olduğunda Kimse Konuşmaz

Modern devletler için en cazip araçlardan biri gözetim değildir; gözetimin mümkün olduğu bilgisidir. Sosyal medyada kimlik doğrulama tartışmaları bu yüzden teknik bir mesele değil, doğrudan güç mimarisi meselesidir. Bir kullanıcıyı anlık olarak izlemek pahalı, zor ve çoğu zaman gereksizdir. Buna karşılık, o kullanıcının gerektiğinde kimliğinin açığa çıkarılabileceğini bilmesi çok daha

Daphne Emiroğlu tarafından
Evlilik Nasıl Yıkılır #6 - Yıkılmadık ama Sallanıyoruz

Evlilik Nasıl Yıkılır #6 - Yıkılmadık ama Sallanıyoruz

Türkiye’de bazı evlilikler bitmez. Sadece sürünür. Sadece Türkiye değil, dünyanın bir çok yerinde sürünen evlilik bulabilirsiniz. Dışarıdan bakınca hâlâ “evli” görünürler; içeride ise çoktan cenaze namazı kılınmış, sadece belediye ölüm belgesini basmamıştır. Ortada aşk yoktur, saygı yoktur, arzu yoktur, güven yoktur. Ama nikâh vardır. Çünkü bu ülkede bazı ilişkiler

Daphne Emiroğlu tarafından
Dijital Delilin Anatomisi: Görüntü ile Gerçek Arasında

Dijital Delilin Anatomisi: Görüntü ile Gerçek Arasında

Onlar TV’nin yayınında bir dava dosyasına ait bazı ekran görüntüleri paylaşıldı. Kaynağı belirsiz bir telefonun içinden çıkan görüntüler. Kimin bıraktığı bilinmeyen bir telefon. Yani delil, daha baştan zinciri kırık şekilde ortaya çıkmış. Telefonu kim bıraktı? Bu önemli. Ama anladığım kadarıyla bu bilgiye ulaşılamamış. Son yılların en meşhur materyali bunlar:

Daphne Emiroğlu tarafından
Romantizmin Hurda Deposu #2: 3 Saniyede Aşk, 5 Saniyede Sıkılma

Romantizmin Hurda Deposu #2: 3 Saniyede Aşk, 5 Saniyede Sıkılma

Bir insanın hayatına girip çıkman artık bir kahve içme süresinden kısa. Hatta kahve bile bekletiyor—çünkü latte’nin köpüğü var, ama senin ilginde köpük bile yok. Flört artık bir süreç değil; bir “mikro tüketim deneyimi.” Deniyorsun. Sıkılıyorsun. Kaydırıyorsun. Kaydırmayı ekranda da gerçek hayatta da yapabilirsin, farketmez. İkisi de artık eşitlendi.

Daphne Emiroğlu tarafından
Evlilik Nasıl Yıkılır #3: Aşkın Yerine Ne Geçiyor?

Evlilik Nasıl Yıkılır #3: Aşkın Yerine Ne Geçiyor?

Aşkın bittiği her evlilik bitmiyor. Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü insanların sandığı gibi her ilişki “duygu bittiğinde” dağılmıyor; çoğu zaman duygu çekiliyor, yerine daha düşük maliyetli, daha kaba, daha işlevsel bir şey yerleşiyor: alışkanlık, bağımlılık, korku. İlişki artık bir karşılaşma olmaktan çıkıp bir düzenek haline geliyor. Birbirini seven iki insan

Daphne Emiroğlu tarafından
Evlilik Nasıl Yıkılır #2: Eş Seçimi mi, Rol Seçimi mi?

Evlilik Nasıl Yıkılır #2: Eş Seçimi mi, Rol Seçimi mi?

Türkiye’de birçok insan evleneceği kişiyi seçmiyor. Hemen itiraz etme. Devam et. Kendi hayatına sekreter, şoför, terapist, aşçı, sponsor ve itibar danışmanı arıyor. Sonra buna da “kader” diyor. Eş seçimi dediğimiz şeyin romantik bir hikâye olduğu anlatılıyor. Kalpler çarpıyor, gözler buluşuyor, “Birbirimizi bulduk” deniyor. Daha sonra "Sana nereden rastladım

Daphne Emiroğlu tarafından
Fazlalık Teorisi #4: Ortalamanın Konforu

Fazlalık Teorisi #4: Ortalamanın Konforu

Toplumların yüksek performansla kurduğu ilişki, dışarıdan bakıldığında sanıldığı kadar basit değildir. İnsanlar başarıyı sever gibi görünür; filmlerde alkışlar, sosyal medyada “helal olsun” yazar, çocuklarına “büyük düşün” der. Ama gerçek hayatta, özellikle gündelik sosyal düzenin içinde, yüksek performans çoğu zaman coşkuyla değil tedirginlikle karşılanır. Bir şeyi uzaktan sevmek :) Eh yüksek performans

Daphne Emiroğlu tarafından
Fazlalık Teorisi #3 Zor Yerden Çıkanlar

Fazlalık Teorisi #3 Zor Yerden Çıkanlar

“Yanlış yerde doğmak” anlatısı, bireysel başarısızlığı yapısal koşullara tamamen devrederek psikolojik yükten kaçınmanın rafine bir yoludur. Bu anlatı kısmen doğrudur: başlangıç koşulları eşitsizdir, fırsat dağılımı adil değildir, bazı insanlar oyuna birkaç adım geriden başlar. Ancak problem, bu doğrunun genelleştirilerek deterministik bir kader anlatısına dönüştürülmesidir. Çünkü veri bize başka bir şey

Daphne Emiroğlu tarafından
Tasarlanmış Yoksulluk #18 Alışmanın Politikası "Zaten Hep Böyleydi"

Tasarlanmış Yoksulluk #18 Alışmanın Politikası "Zaten Hep Böyleydi"

Normalleşme dediğimiz şey çoğu zaman toplumsal barışın, olgunluğun ya da istikrarın adı değildir. Pek çok durumda yalnızca sinir sisteminin dayağa uyum sağlamasıdır. İnsan bedeni nasıl sürekli ağrıya maruz kaldığında bir süre sonra o ağrıyı arka plana atmayı öğreniyorsa, toplum da sürekli adaletsizlik, yoksulluk, şiddet, sansür, ayrımcılık ve kuralsızlık içinde yaşadığında

Daphne Emiroğlu tarafından