Medya Psikolojisi ve Travma Endüstrisi
İkinci Yeni bir sabah uyanıp “bundan sonra anlaşılmaz şiir yazıyoruz” diyen birkaç adamın marifeti değildi. Zaten insan edebiyat tarihinde ne zaman böyle düzgün bir örgütlenme görmüş ki? İnsan yazarken kendisini bile örgütleyemiyor bazen. Umarım aklımdan geçenleri örgütlü bir şekilde yazabilirim. Neyse... Bir manifesto yoktu. Genel merkez yoktu. Şairler birbirlerine “Arkadaşlar
Ben doğduğumda adım yoktu. Hatta doğduğumun farkına da varmamış olabilirler. Bir akım değildim. Bir araya gelip beni kuran şairlerim, uyulması gereken ilkelerim, edebiyat tarihine geçmeye hevesli bir manifestom yoktu. Hatta birazdan içlerine yerleşeceğim adamların çoğu birbirini tanımıyordu. Ben de kendimi tamamen tanımıyordum. Biri Ankara’da bir kelimenin yerini değiştiriyordu. Biri
Türkiye’de son yıllarda neyin iyiye gittiğini bulmak, neyin kötüye gittiğini saymaktan daha zor hale geldi. Hukuk aşındı. Demokrasi geriledi. Ekonomi öngörülemez hale geldi. Eğitim sistemi ayrı bir macera. Liyakat desen kayıp ilanı versek yeridir. Toplumun birbirine güveni azaldı, siyaset dili sertleşti, insanlar birbirini artık fikirlerinden değil tuttuğu takımdan tanıyor.
Yeni Parti’ye üye oldum. Ooooo Defne Hanım siz de mi buralardasınız? dedim kendi kendime. Siyasi partiye üye olduğunu söyler söylemez insanın üzerine hemen bir anlam yükleniyor. Sanki ertesi sabah teşkilat toplantısına gidecekmişim, birkaç ay içinde ilçe başkanlığına aday olacakmışım, sonra da hayatımı siyasete adayacakmışım gibi. Aile büyüğü "Seni