Sonra Büyüdüm

Paylaş
Sonra Büyüdüm

Küçük bir kızken nerede olduğumuzu merak ederdim.

— Neredeyiz anne?
— İstanbul.
— İstanbul nerede?
— Türkiye’de.
— Türkiye nerede?
— Dünyada…

Dünyadan sonra uzay, karanlık, Ay falan derken kafam iyice karışırdı. Zifiri karanlık bir belirsizlik çökerdi zihnime. Çok çaresiz hissettiğimi hatırlıyorum.
İyi de neden buradayız?

Babaannem “Allah Baba yarattı bizi” derdi.
Dedem “Allah yarattı” derdi.

Bu cevaplar beni kesmezdi. Aklıma yatmazdı hiçbiri.

Ben de kendi hikâyemi uydurmaya karar verdim.

Bir devin karnında yaşıyorduk. Bizi çiğnemeden yutmuştu. Çiğneseydi kolumuz bacağımız kopardı, demek ki çiğnememişti. O su içince yağmur yağıyor, osurunca rüzgâr esiyordu. Fena hikâye değildi aslında. Gökyüzündeki bulutlar onun midesindeki pamuk şekerlerdi. Portakal yediğinde güneş doğuyor, zeytin yediğinde gece oluyordu.

Her ayrıntıyı aklıma yatacak şekilde düşündüm ve bunun doğru olduğuna karar verdim.

Koşup dedemin yanına gittim. Hayatın acı gerçeğiyle yüzleşmesi gerekiyordu. Devin karnında yaşadığımızı ona açıkladım. O anki hâlimi hatırlıyorum: Kongrede konuşan başarılı bir akademisyen kadar kendime güveniyordum.

Dedem dinledi, sonra sordu:

— Peki dev nerede yaşıyor?

İşte bunu düşünmemiştim. Ama hemen uydurdum: Onu Allah yarattı.

Dedem bu kez Allah’ın devi nerede yarattığını sordu.

Buyur buradan yak.

Bunu düşünmemiştim ama geri adım atmadım. “Ona bizim aklımız ermez,” dedim. Bunu da zaten aile büyüklerinden kopyalamıştım. Sorularım derinleşince akıllarının o konuya ermeyeceğini söylerlerdi. Belki sorulardan sıkılıyorlardı, belki de bazı şeylerin vakti henüz gelmemişti.

Dedemin sorularına rağmen hikâyeme sadık kaldım. Tutundum ona. Ayrıca küçük bir kızdım ben. Nerede olduğumuzu keşfetmişim, bir de devi mi keşfedecektim? Evrenin sırrını çözmüşüm, kazık kadar adam bana devi soruyor. Onu da sen bul!

Yağmur yağdığında bağırırdım: “Dev su içiyor!”

Bir gün öyle çok yağmur yağdı ki, devin çişi gelebileceğini düşünüp korkmaya başladım. Evde Şerife Teyze vardı, yanına koştum:

“Ta dev bizi işerse!”

Buraları hesaplamamıştım. Dev bir gün sıçacaktı ya da işeyecekti. Bok olma fikri beni fena hâlde ürkütüyordu.

Ailenin eğlencesi bu hikâyeydi. Benimle dalga geçerlerdi ama o sırada ciddiye alındığımı sanırdım.

Şimdi bakınca görüyorum: Her şeyin bir sebebi, yeri, sonucu, açıklaması olsun diye ne kadar çırpınmışım çocukken.

Bir gün yine yağmurlu bir günde babaannem şarkı söylüyordu:
“Yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor…”

Bakıyorum komşu evlerin pencerelerine. Arap kızı yok.

Bu da başıma bela oldu. Nerede bu Arap Kızı? Hangi camdan bakıyor?

Yine yağmurlu bir günde dışarı fırladım. Yüzüme çamur sürdüm. Yeterince Arap olduğuma ikna olunca eve girdim, pencerenin önüne geçip yağmura baktım.

Babaannem telaşlandı:
— Ne oldu kızım sana?

— Şarkıyı söyle! Arap Kızı benim! Şimdi olacak şarkı!

Oldu da. Babaannem gülerek şarkıyı söyledi, ben yüzüm çamurla kaplı, korku filmlerindeki psikopat ciddiyetinde, ifadesiz bir şekilde yağmura baktım.

Bir sorunu daha çözmüştüm.

Çocukken sorunlar çabuk çözülüyordu.

Sonra büyüdüm.

Devamını oku

最後の公共事業を受注した人、電気を消しておいて

最後の公共事業を受注した人、電気を消しておいて

独裁者には共通の職業病がある。国の登記名義が自分になったと思い込むことだ。しばらくすると、国家予算は家族の銀行口座、公的機関は自分たちの人事部、国民はその経費を全部負担する、口うるさい経理担当に見えてくる。国民が「お金はどこへ消えたんですか」と尋ねると、彼らがどれほど傷つきやすいかがわかる。なんて失礼な! 大家に収支報告を求めるつもり? 悪いわね、あなた、借家人なのよ。 学術の世界には、この仕組みにちゃんと名前がある。公的な権力を私的な利益のために使うのが「腐敗」。制度や規則を特定の利益集団に奉仕するようにねじ曲げるのが、**国家の私物化、つまり「国家捕獲(ステート・キャプチャー)」**だ。後者では、金庫から金が減ることだけが問題なのではない。金庫の鍵も、監査人も、取扱説明書も、同じ連中が握っていることが問題なのだ。強盗も上級コースに進めば、ドアを蹴破る必要はなくなる。どの親戚にドアを開けるか、法律に書き込めばいい。 世界銀行は、国家捕獲を、経済的損失がとりわけ大きくなりうる腐敗の形態の一つと位置づけている。 チュニジアでは、ジン・エル・アビディン・ベンアリの周辺が、そのかなり高

Daphne Emiroğlu tarafından
Son İhaleyi Alan Işıkları Kapatsın

Son İhaleyi Alan Işıkları Kapatsın

Diktatörlerin ortak bir meslek hastalığı var. Devletin tapusunu üzerlerine aldıklarını sanıyorlar. Bir süre sonra bütçeyi aile hesabı, kamu kurumlarını insan kaynakları departmanı, vatandaşı da bütün bu masrafları karşılamakla görevli sinir bozucu bir muhasebeci olarak görmeye başlıyorlar. Vatandaş “Para nereye gitti?” diye sorunca da ne kadar alıngan olduklarını anlıyoruz. Ne münasebet!

Daphne Emiroğlu tarafından
İoanna Kuçuradi: Düşünmek Diye Bir Şey Vardı

İoanna Kuçuradi: Düşünmek Diye Bir Şey Vardı

İoanna Kuçuradi artık aramızda değil. Bir filozof öldüğünde arkasından genellikle “çok değerli bir düşünürümüzü kaybettik” denir. Sonra doğum tarihi yazılır, aldığı ödüller sıralanır, birkaç fotoğraf paylaşılır ve hayat kaldığı yerden devam eder. Kuçuradi söz konusu olduğunda bana biraz haksızlık gibi geliyor bu. Çünkü onun asıl meselesi ne kadar çok şey

Daphne Emiroğlu tarafından